İnsanın Kelebek Olası Geliyor

İnsanın Kelebek Olası GeliyorKader benim bütün öbür dostlarımı, şu kalbimi yaralamak için karşıma çıkarmadı mı?

Evet haklısın. Eğer insanlar sürekli geçmişi düşünmek yerine bugünün tadını çıkarsalardı bu kadar acı çekmezlerdi. Anladım ki anlaşmazlıklar ve gevşeklik bu dünyada belki de hile ve şeytanlıktan daha fazla yanılmaya sebep oluyor…

Keşke bu hislerimi anlatabilseydim! İçimde akıp taşan bu canlılığı samimiyetle kağıda dökebilseydim. Ruhun sonsuz, yüce bir varlığı olduğu gibi kağıt da ruhumun aynası olabilseydi. Fakat çırpınmak bir işe yaramıyor. Ben bu içimdeki duyguların ağırlığından ezildiğimi hissediyorum.

devamını oku »

Garip Bir Soygun Hikayesi

Garip Bir Soygun HikayesiÇoğu orta halli aile gibi Rıdvan Bey de yılbaşını her sene çoluk çocuk ailece kutlardı. Bu yılbaşı da diğerlerinden pek farklı olmamıştı. Farklı olan tek şey bazan onların bir komşuya gitmeleri, bazan da yakınlarının ailecek onlara gelmeleri olurdu. Bu yılbaşı akşamı da bunlardan biriydi işte. Akşama doğru bacanağı Kazım ve karısı ellerinde hazırladıkları yemeklerle çoluk çocuk eve doluşmuşlardı. İki çocukla dört onlar, üç çocukla beş de bizimkiler biraz sıkışık da olsa yuvarlak yemek masası etrafındaki yerlerini almışlardı. Önce çorba sonra hindi, sonra soğuklar, tatlılar.. derken yemek faslı bitmişti. O ara bir küçük rakıyı yalnız başına tüketen Kazım da bir hoş olmuştu doğrusu. Büyükler televizyon izlerken çocuklar tombala diye tutturmuştu. En çok da Aslı. Aslı Rıdvan Bey’in üç numarası oluyordu. Şirin mi şirin bir kızdı. Bir de muzır mı muzır. Hele bir şeyi tutturmaya görsün, elinden kurtulmak imkansızdı. Tombaladan sonra sıra önce çerez, sonra çay faslına gelmişti. Yeni yıla girildiğinde herkes birbirini kutlamış, bir süre sonra küçükler uyuklamaya başlayınca da misafirler vedalaşıp ayrılmışlardı.

devamını oku »

Delirmenin “Hoşgeldiniz” Aşaması

Delirmenin Hoşgeldiniz AşamasıBir süredir sadece noktayım. Tekerlek gibi etrafında turladığım düşüncelerim yüksek miktarda güneşe maruz kaldı. Malum güneyde yaşamak terletir.

Gökyüzüne her baktığımda turuncu turuncu yuvarlaklar görüyorum. Uzanıp tek tek patlatıyorum hepsini. Amanın nasıl bir patlatma hemde. Ben dokundukça çoğalıyorlar ama sanki, bitmek bilmiyorlar bir türlü. Şuursuzca bunu kendime iş ediniyorum. Hepsini patlatmalıyım! Ben! Sadece ben yapmalıyım bunu. Yerimden kalkıp koşmaya başlıyorum. Korkma hanım ablacım, delirmenin ‘hoşgeldiniz’ aşamasındayım henüz. Zararım dokunmaz. Bak bak! İleride daha fazla var o yuvarlaklardan. Keşke daha hızlı koşabilsem, ayaklarım bana ihanet ediyor. Cezalandırmak istiyorum onları. Sağa sola bakınıyorum nefes nefese. O da ne! Hayır hayır, canım acır! Daha da sinirleniyorum. Nereden geldi bu fikir aklıma? Bu sefer aklıma kızmaya başlıyorum. Lanet olasıca lanet! Lüzumsuz düşünceler efendisi mübarek.

devamını oku »

Bekliyoruz

BekliyoruzGece saat 02:10, tansiyonum 15/8, nabzım 80 ya da 90, kalbim eski metal köstekli saat gibi durdu duracak, ruhum dar bir sokak gibi. Dokunsalar da ağlasam kirli, tek yataklı penceresiz, lambasız odamda. Dokunan yok ki gözümdeki teri atsam, tansiyonum düşse…

Kalbim, nabzım normal olsa; ağlasam ağlasam bitmez. 56 buçuk gün oldu ölüp ölüp dirilmek. Birine sarılmak, birine ağlamak, 56 buçuk gün oldu, güneşi, ayı görmeden uyumak. Karanlıkta ölüp uyanmak, zor geldi düşüncesi temiz adama. Zor geldi ruhu aydınlık adama… Kalbi, nabzı normal olan adama zor geldi. Güneşi, ayı tatmadan her gün boğularak ölen adama uyanmak da zor geldi.

devamını oku »

Esaret, Özgürlüğü Bağlar mı?

Esaret, Özgürlüğü Bağlar mı?Ey Adem oğlu! Sakın ha, biçare bakma hayata
Nasıl da çarpar kalbin, cihana volkanlar gibi
Bir ateş çemberi sanki dolanır ruhuna elbet
Nasıl kanar ki, artık vicdanlar toprağa

Vatandır bu, yer gök iner mi ki teke?
Atandır Adem, (a.s) yoktur ezelden öte gayrı
Depremler yıksa da dünyana ayrı
Diner mi ki artık, acılar son ana?
devamını oku »

Sayfa 1/16312345...50100150...Son »