90’larda Çocuk Olmak…

90'larda Çocuk Olmak...Herkes için, kendi şahit olduğu dönem özeldir. Özellikle de çocukluktan gençliğe geçiş olan dönemler… İşte benim için de 90’ların yeri hep ayrı olmuştur.

Türk POP müziğinin ilk adımlarını atıığı yıllardır 90’lar. Yonca Evcimik’e “Abone” olurken, Tayfun’a “Hadi Yine İyisin”, Burak Kut’a “Benimle Oynama” der, Hakan Peker’e “Hey George! Versene Borç” şeklinde takılıp, Tarkan’a “Kıl Oldum Abi” deyip trip atardık.

Televizyon programları da bir başkaydı o zamanlar… Susam Sokağı’na uğramışken, Perihan Abla’nın oradan geçer, Alf’e selam verirdik. He-Man, Tsubasa, Power Rangers, Ninja Turtles biz erkeklerin ilgi alanıyken; Şeker Kız Candy, Heidi, Beverly Hills kızların ilgi alanını oluştururdu. Tom&Jerry, Taş Devri, Mickey, Donald ve Goofy hepimizin ortak beğenileriydi. Abiler ve çoğunlukla ablalar, gençlik dizilerine takılır; Alcanzar, Hayat Ağacı, Gençlik Rüzgarları, Evimiz Hollywood’ta, Manuela vb. dizilerden bol bol sohbet malzemesi çıkarırlardı. Ve tabiki anneler… Onlar içinse; özellikle “yemek hazırlama saatlerine” denk geldiğinden, yemekte kullanacakları sebzeleri tepside, TV karşısında soymak suretiyle, “Yalan Rüzgarı, Cesur ve Güzel, Marimar” vazgeçilmezler arasındaydı.

Bugün, “Ölsem giymem.” dediklerimiz, o zamanların şıklık yarışındaki en önemli parçalardı. Hafızamızdaki tozları biraz silkeleyelim: İşte okurken; “Evet yaaa hatırladııım.” diyeceğiniz o kombinler: Topuktan geçmeli taytlar, streç kot pantolon, üzerlerine, akla hayale gelmeyecek desenlerdeki bol kazaklar, özellikle erkeklerin tercih ettiği, yüksek belli pantolonlar, yine kızların vazgeçilmezi renkli bilezikler, emzik, yıldız, anahtar şeklinde kolyeler, renkli apartman topuk sabolar, şort etekler ve tabiki annelerin her türlü ortama uyum sağlayan, her rengi mevcut olan kadife, payetlerle işlenmiş vatkalı eşofmanları.

Sokakta oynamak diye bir şey vardı o zamanlar. Okuldan çıkmanın, ödevi erken bitirmenin ve tabi ki tatillerin bir anlamı olurdu. Amaç ortak: Sokakta, mümkün olduğunca çok oynamak. Yaz aylarında geç saatlere kadar hemen her sokaktan çocuk seslerinin, kahkahalarının, geldiği son yıllardı 90’lar. Yakar top, saklambaç, renkli istop, futbol, kızlar için ayrıca seksek, lastik, evcilik ve daha niceleri… Biz erkekler, biriktirdiğimiz tasolarla birbirimize hava atmaya çalışırken, kızlar ise Barbie’nin o pembe dünyasında kaybolurlardı.

Cupri Sun, Calippo, Cola şeklinde jelibon, Balık Kraker, Şemsiye Çikolata, içinden taso çıkan cipsler, Çokomel, Eti Puff, şişe Coca Cola ve Fanta, lezzetin doruk noktalarıydı. Özellikle kızlar, “arkadaşlarının, kalpleri kadar temiz olan sayfayı kendilerine ayırdıkları için teşekkür ettikleri” hatıra defterlerinin arasında, itinayla düzleştirdikleri Çokomel kağıtlarını biriktirmeye bayılırdı.

90’larda çocuk olduysanız, mutlaka en az bir kez üzerinde güğüm olan sobanın yanında, mavi leğende yıkanmışsınızdır.

Şimdiki gibi teknolojik oyun çeşitliliği o zamanlarda yoktu tabi. Bizim çocukluğumuzun efsaneleri; ateriler, gameboylar ve sanal bebeklerdi. Mario’nun prensesi kurtarması, Ken’in “aduket” çekerek Zangief’i yenmesi en büyük zaferlerdendi.

Ve efsane pazar günleri… Annelerin büyük çabalarıyla dersler biter, kuruması için önceden yıkanmış önlükler, çoraplar ve ütülü gömlekler, kalorifer ya da sobanın yakınına, sandalyelere asılır, banyolar yapılır ve ailece izlenen Bizimkiler dizisinin ardından, yataklara geçilirdi.

Şimdilerde albümlere bakarken, o zamanki hallerimizi görüp her ne kadar “Ayyy halimize baaak, iğreeeeenç!” desek de 90’lar ve o yıllarda yaşanılanlar, bize hep; ”Keşke geri dönebilsek.” dedirtecek. Öyle ya da böyle 90’larda çocuk olmak bence büyük bir ayrıcalıktı…

Tınaz Çokkeskin

Yorumlar

  1. Bayıldım okurken yüzümdeki gülümsemeye engel olamadım ” ey gidi günler” demekten de geri kalmadım :)