Baharlarımı İstiyorum

Baharlarımı İstiyorumYaz gelsin istiyorum.
Çiçekler toplayıp rengarenk umutlarla dolup, gökyüzüne doya doya bakmak istiyorum.
Sonra çiçekleri ruhumda hissetmek, ruhumu özgürlüğe sunmak istiyorum.
Sonra özgürlüğümle vicdanıma yenik düşüp, çiçekleri dallarından kopardığım için üzülmek istiyorum.
Bir çocuğu annesiz, bir anneyi evlatsız bırakmış gibi hissettiğim o günleri istiyorum.

Evet özlüyorum, çiçeklerin başına oturup onları bir aile gibi hayal edip, onları birbirinden ayırdığım için kendime kızdığım o en masum yaşlarımı özlüyorum.
Çocukluğumu özlüyorum.
Hayatımın sadece annem, babam, kardeşlerim ve mahalle arkadaşlarımdan ibaret olduğu o günlerimi çok özlüyorum.

Bir çiçek için gözyaşı dökmek kalbime ne kadar da iyi geliyormuş.
Ne kadar da hafifmiş bu gözyaşının yarası.
Büyüdükçe anlıyorum…

Hani ağaçlar pembe ve beyaz çiçeklerle süslenmiş, mutluluğa davet gibi rüzgarın esintisiyle savrulurdu ya işte bunun mutluluğunu yaşayacak kadar huzurlu olmayı özlüyorum.
Hani o rengarenk çiçeklere anlam yüklerdim ya işte o sade hayallerimi özlüyorum.
Mesela pembe çiçekler benim çocukluğumdu büsbütün.
Kendimi o çiçekler gibi güzel hisseder mutluluk dolardım.
Menekşeleri severdim bir de. Rengarenk, içimi aydınlatırlardı. En sevdiğimdi mor menekşeler.
Bahçemizin girişinde dururlardı.
Bir de o papatyalar, hep özenirdim papatyadan taçlara.
Toplardım papatyaları. Ama hiç yapamazdım. Sonra yine üzülürdüm o kadar papatya boşa gitti diye.
Zaten dağınıktı saçlarım, kısaydı hep.
Tacı yapsam da durduramazdım saçlarımda.

Akşama kadar böyle güzel çiçekli böcekli geçerdi günlerim.
Annem bana hep akşam ezanında evde ol derdi.
Eğer ezanı duyduğumda dışardaysam içim sıkılır, eve koşar anneme sarılırdım.
En büyük kaygımdı.
İşte o en hiçten kaygılarımı özledim.
Yazımı, baharlarımı özledim.
Doğada kendimi unutmayı, özgürlüğümü doyurmayı özledim.
Büyük abilere aşık olduğum çapkınlıklarımı özledim.
Ben hala büyüyemesem de, hayatın da beni küçük gördüğü yıllarımı özledim…

Burcu Örlü