Bermuda Şeytan Üçgeni’nin Sırrı

Bermuda Şeytan Üçgeni'nin SırrıBermuda Şeytan Üçgeni, kayıp gemi ve uçak olayları ile yıllardır esrarı çözülememiş bir sır gibi. Hakkında o kadar çok hikaye anlatılıyor; o kadar çok iddia ortaya atılıyor ki, artık bilim ile hurafeler birbirine karışmış durumda. Yalnız şu, yadırganamaz bir gerçektir ki; tüm bu açıklamalar Bermuda Şeytan Üçgeni’nin popülaritesini daha da arttırmakta epey başarılı oldu. Bugün ise, Bermuda Şeytan Üçgeni yeni bir teori ile yeniden gündemde. Peki, son olarak ortaya konulan bu yeni teori, ne kadar akla uygun ya da ne kadar kabul edilebilir. Sizinle bu son teoriyi paylaşmadan önce bilmeyenler için kısaca, bu gizemli üçgenin sırrından bahsetmek istiyorum.

Bermuda Şeytan Üçgeni'nin SırrıBermuda Şeytan Üçgeni, ABD’nin güneydoğu kıyılarında bulunan Florida’daki Miami, Bermuda ve Puerto Rico arasında bulunan 1 milyon 300 bin metrekarelik bir alanı kaplar. Bölgeyi, harita üzerinde kayıtlara geçiren en önemli olay; 5 Aralık 1945 tarihinde, Florida’daki donanma üssünden ayrıldıktan sonra kaybolan 5 bombardıman uçağıdır. 14 kişiyi taşıyan bu bombardıman uçakları, test uçuşu için havalanmıştı. Filoya önderlik eden pilot, uçakta aletlerin bozulduğunu ve yönlerini kaybettiklerini söyledikten kısa bir süre sonra, diğer filo arkadaşları ile birlikte ortadan kaybolmuştur. Bunun üzerine, Amerikan donanması hemen geniş çaplı bir arama ve kurtarma operasyonu başlatmıştır. Ne yazık ki, garip bir şekilde arama uçaklarından biri de 13 mürettebatıyla arama yapılan bölgede kaybolmuştur. Bir günde 27 kişilik mürettebatla birlikte 6 uçağın bir anda kaybolması, dönemin gündemine bomba gibi düşmüştür.

Bermuda Şeytan Üçgeni'nin SırrıBu olayın ardından bölgede gerçekleşen, gelmiş geçmiş tüm uçak ve gemi kaza kayıtları incelemeye alınmış. Tabi, kaza kaydı olarak geçen ve çoğunluğunu kayıp olaylarının oluşturduğu arşivler incelenmiş. Bu bölge ile ilgili ilk kayıtlara, Kristof Kolomb’un günlüklerinde rastlamışlar. Yani günümüzden 500 yılı aşkın bir süre öncesinde. Kolomb, günlüklerine zaman zaman garip ışıklar gördüklerini ve pusulaların da bu bölgede yanlış çalıştığını yazmıştır. Bundan sonra ki en yakın kayıt ise, 1800’lerde başlamaktaydı. Böylelikle, 1800 yılı başlangıç alınarak bakıldığında; günümüze kadar toplam 140 tane kayıtlı olaya ulaşılmış. Bu kayıtlara göre; 110 deniz taşıtı ve 35 uçak bu olaylarda kayboldu ve 2014 kişi de kayıptır.

Bu bilgilendirmelerle insanlar, bu bölgeye daha kuşku dolu gözlerle bakmaya başladılar. Devamında ise, ortaya çeşitli iddialar atılmaya başlandı. Kimi, ufoların gelip tüm bu gemi ve uçakları kaçırdığını söylüyordu. Kimi, denizde sert anaforların oluştuğunu; kimi ise, elektromanyetik değişim alanınla ilgili iddialar ortaya atıyordu. Bazı iddialar, gerçekten de bilimsel bir temele dayanıyor ve insan mantığına uyuyor gibi görünse de; her şeyi tam anlamıyla açıklayabilecek net bir sonuç ortaya konulamıyordu.

Bermuda Şeytan Üçgeni'nin SırrıŞimdi ise bu esrarengiz konu, yeni bir teori ile yeniden gündemde. Vikipedi’de bahsedilen son teoriye göre; bölgede etkin bir doğal gaz akışı var.(1) Bu doğal gaz akışı, suyun sıcaklığının artması ya da okyanus tabanındaki çatlaklar nedeniyle zaman zaman su yüzüne sızıyor. Su ısısı düştüğü zaman, “hidrat” adı verilen tebeşirimsi bir toza dönüşüp, dibe çöküyor. Tam tersi bir durum olduğunda ise, (yani su sıcaklığı arttığında) resmen felaketlere açık bir davetiye çıkarıyor. Önce, bu gaz suda hızla çözülüp, suyun yoğunluğunu azaltmaya başlıyor. Yoğunluğu azalan su, kaldırma kuvvetini kaybediyor. Böylelikle, o anda, oradan geçen bir gemi, ansızın derin bir kuyuya düşmüş gibi boşluğa çekiliyordu. Aynı teori, biraz değişik bir biçimde, uçaklar içinde söz konusu. Hidrat madde ısınıp, çözülerek, okyanus tabanından yükselmeye başlıyor. Yükselen gaz suyun üzerinde birikerek, havanın ağırlığından daha hafif olduğu için, hızla yükseliyor. Yükselen bu gaz, havanın yoğunluğunu düşürüyor. Sonuçta; o anda, ordan geçen bir uçağın motoru, yeterli oksijen bulamadığı için duruyor ve uçak da hızla irtifa kaybederek düşüyordu. Kaybolduğu sanılan bazı gemilerin, sonradan batık ya da başı boş halde bulunmasına ise; bölgede bulunan sert ve ters su akıntılarının sebep olduğu düşünülüyor. Alabora olan büyük gemilerin, okyanusun akıntıları ile tekrardan su yüzeyine çıkıp, savrulmalarının olası bir ihtimal olduğu söyleniyor.

Bu konu ile ilgili olarak uzun zamandan beri ortaya sürülmüş en mantıklı teori, bu gibi geliyor insana. Kimi parapsikoloji severler, bu teoriyi kabullenmeseler de bu efsaneleşmiş mit artık çözümlenmişe benziyor. Kim bilir belki de şeytan, çoktan başka bir geometrik alana geçmiştir bile.

Dipnot:
(1)Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.

Tuğçe Büyükabacı