Bir Küfürdür Aslında

“yazmak” ne derin dehlizli, ne karmaşık, ne uçsuz bucaksız bir kelime. Yazıyorum ya hani; sanki sonu görünmeyen bir kuyunun içine kusuyorum içimde yüzyıllardır biriktirdiğim nefreti, sırrı, acıyı… Benim hayatla bir alıp veremediğim yok da yine de merak ediyorum işte, bu çaldığım her kapıdan kovuluş niye. Yoruldum; bir mısır pramidini tek başına inşa etmişçesine hırpalanmış hissediyorum kendimi. Çırpınıyorum çünkü. Olmayanı oldurmaya çalışmaktan daha yıpratanı var mı? Nereye çevirsek yüzümüzü ya ağlayan bir çift göz ya da mutluluğu gözlerini bürümüş insan yığınları. Bir yerlerde sıkışıp kaldık da çözemedim bu iki ara bir derenin nereden güneş aldığını.

“git!” demişti içimdeki ses “daraldığın her an git, daraldığın o yer olmayan bir yerlere.” Sen ister buna kaçış de ister müeyyide. Nasıl refaha ereceğini söylemediler ki neden gittiğini sorgulamaya yüzleri olsun. o seçim yapmakta zorlandığın yol ayrımlarında elinden tutmadılar ki seçtiğin yolun yanlışlığını yüzüne vurmaya hakları olsun.

Uzunca bir yol şimdi önümde bu yüzsüz serzeniş; almaya hakkım olmayanı, hakkımmışçasına almaktaki haksız direniş. kalem tutan ellerim bile benim değilken, kim bana bahşetti ki huzur saydığım zaferleri. nasıl da benim sanmıştım oysa tüm kelimeli, istediğim an birbiri ardına dizilişlerini seyretmeyi.

“git!” demişti oysa içimdeki ses “git gidebildiğin uzaklara, rüsva etme kendini!” Git gidebilirsen şimdi; çarmıhta “günahkar” bir kadın bedeni misali, ancak ruhunu teslim ettiğin an görebilirsin insanların yüzünde sana duyulan nefreti. Anlatılmaz o nefrete ruhlara çivi izlerinin işlemediği.

Uzunca bir yol işte, daha fazla dilenip de ayyuka çıkarma muhtaçlığını. yol yoldur; çıplak ayak, kan ter içinde yürümen değiştirmez gitmeye çalıştığın yerin uzaklığını. bir daha bahsetme yorulmaktan. farkında değil misin her yoruldum deyiş, başladığın yere geri geri dönmek aslında.

Tırnakların arasında kan, üstün başın çamur içinde; varsa eğer yolun sonunda huzur, varmaya değmez mi hayalini kurduğun o yere?

Sabrın, katlanmanın mükafatı papatyadan örülmüş bir taç şimdi başımda. Desem de bilirim inanmazlar asla bana; “yazmak” canıma kasteden ne varsa hepsine haykırdığım bir küfürdür aslında.

Elif Yıldız