Biri Kulağına Fısıldıyor

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde… Genç, güzel, saçları kara, kaşları kara, güzeller güzeli bir kız yaşamış… Nerde mi? Dünya’nın en güzel masal şehirlerinden birinde… Yani, İstanbul’da. Hayatın; evi, ailesi ve sevdiklerinden ibaret olduğunu sanırmış. Uzun yıllar da öyle zannetmiş. Çevresi tarafından sevilir, tanınan bir hatunmuş. Küçücüğünle küçük olur, büyüğüne de saygı gösterirmiş. Bu nedenle de ilgi toplarmış. İdealleri hep olmuş. Çoğunu da gerçekleştirmiş. Önce okumak istemiş, okumuş; sonra kendi hayatımı kurayım demiş. Çok denemiş olmamış. Üzülmüş, kanadı kırılmış. Kendi yolunda ilerlemeye karar vermiş o da olmamış. Engeller çıkmış karşına… Yalnız kalmış, derdine çare olan olmamış. O, herkesi dinlemiş fakat içinden geleni tam olarak kimseye haykıramamış. İçine atmış, atmış, atmış, biriktirmiş. Sonunda haykırmış, konuşmuş. Kendine bir yol çizmiş. Yol arkadaşı da gelmiş. Nasıl mı? İşte…

Günün birinde bir ışık görünmüş… O kadar parlamış ki, peşinden gitmiş… Yakalamış o parıltıyı ve elinde tutmayı da başarmış bu sefer… Ve Serenay der ki; “Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…”

Son

Serenay Öztürk
23.02.2011