Kişi Aynaya Bakar, Kendini Görür

Kişi Aynaya Bakar, Kendini GörürBaşlığın ilk akla gelen özeti, o kişinin yansıyan tarafıdır. Şimdi şöyle bir düşünelim. İnsanların yaşamlarında süregelen davranış biçimleri aslında hep ‘ben’ odaklıdır. ‘Böyle daha iyi olur, ben yaptım, benim fikrim çok daha gerçekçi, sana katılmıyorum, ben de öyle söylemiştim’ gibi konuşmalar insanın ne kadar bencil bir varlık olduğunu gösteriyor. Daha ziyade paylaşımcılıktan çok uzak, kendi fikirlerinin her zaman doğru olduğuna inanan ve hiçbir fikrinden taviz vermeyen bir insan profili olarak karşımıza çıkıyor. İşte bu hal ve hareketler; bizi sadece kendi dünyamıza hapseder ve paylaşımcı olmayan, etrafa kapalı bir insan modeli olarak yalnızlığa mahkum eder. Okumaya devam et “Kişi Aynaya Bakar, Kendini Görür”

Hiçlik Duygusu

Hiçlik DuygusuKapının birden kapandığını duydum ve o kadar irkildim ki, adeta ruhumdan bir şeyler koptuğunu ve de bir an sendelediğimi hissettim. Gerçekten korkmuştum. Radyoda yayınlanan skece kendimi o kadar kaptırmışım ki karşımda duran biricik eşim, hayat arkadaşım bana boş gözlerle bakıp ne olduğunu anlamaya çalışıyor, nasıl böyle bir tepki verdiğime şaşırıp kendine gel dercesine beni sarsıyordu.

Skeç gerçek hayattan alınmıştı. Bir adamının çok sevdiği ve çok değer verdiği biricik karısının bir deniz kazasında ellerinin arasından kayıp, o azgın dalgalar ile boğuşmasını içeriyordu. Ne yazık ki adamın karısı gözlerinin önünden her saniye uzaklaşıyordu. Okumaya devam et “Hiçlik Duygusu”

Sedef Kanaat Etmeyince İnci Olmaz

Sedef Kanaat Etmeyince İnci Olmaz“Hırs ve tama ehlinin gözü doymaz. Halbuki sedef kanaat gösterip kapanmayınca içinde inci olmaz.” Mevlana

Hz. Mevlana’nın yazmış olduğu bu beyit Mesnevi’nin ilk 18 beyitinden sonra gelen ve kişinin manevi yolculuğu sırasında geçirmiş olduğu o uzun ve çetin yolları nereden gelip nereye gitmekte olduğunu, insanın sır perdelerini aralayarak NEY sazına misal gösterip bizlere ve gelecek nesillere inanılmaz örnekler vermesi bakımından çok önem arz eder.

Okumaya devam et “Sedef Kanaat Etmeyince İnci Olmaz”

Ten Kafesinde Bir Nefes

Ten Kafesinde Bir NefesBu yazacağım yazıyı mana boyutu ve musiki anlatımı ile siz okurlarıma sunmak istiyorum. Ten kafesi aslında düşünüldüğünde inanılmaz bir terimdir. Çünkü cümlenin içi hem çok doludur hem de doldurulması gereken bir bilgi gerektirir. Demek oluyor ki vücudumuz bir ten kafesi olarak telaffuz edildiğinde bizleri belkide hiç farkında olmadan bir mana boyutuna taşır. Vücudumuzu saran derimiz yani tenimiz, fiziksel cüssemiz bizlere bakan yönü ile somut ve gerçektir. Fakat tenin kafes ile alakasını bütünleştirdiğimizde karşımıza vücudumuzu saran kuşatan bir kafes olgusu çıkar. Ten ile kafesi ayırdığımızda ise sanki ten kafeste sıkışıp kalmış ve orada tutsak olmuş, bu tutsaklık tene acı ve hüzün veriyor diye düşünmemize yol açar. Halbuki cümlemizi bir bütün olarak ele alırsak görürüz ki, (tenkafesi) bir tek olgu yani bedenimizi temsil eder. Okumaya devam et “Ten Kafesinde Bir Nefes”