uzun zaman geriye dönük düşünüldüğünde…
depremler, tsunami, seller, okullar, işler,
aşklar, kadınlar, erkekler, yollar, otobüsler,
sokak lambaları; herşey değişti.
biliyor musun sevgilim herşey bitişik yazılır.
gece derin sevgilim, aydınlıktan sıkıldığımızdan, karanlıkta göründüğümüzden
gölge olmak zordur, gece görünüp gecene dolmak nasıl başkadır şimdi devamını oku…
adam güneş gözlüğü taktı
kadının hayalleri karardı
böylesi
başkalarının parlayan yanlarına tanıklıktan daha kolaydı
ve yine de bu şiirimsi kadar boktandı
“o”nu cümle içinde kurabilmek
alfafe…
bazıları zayıf doğarlar
zayıflıklarına aldırmadan dolanırlar devamını oku…
Bu bir başlangıç belki de değildir. Sadece bir süreçte olabilir; zamana, hıza ve yola.
Kime göre neye göre “gel git” lerimiz vardır; neye göre çelişiriz kendimizle, neler dolaşır beynimizde: Biz kimiz, zaman ne ya da ne kadar kaldı geriye; peki ne kadar gidebildik ileriye…
Belki de noktalamalarla yaşadık bu hayatı. Aralarda nefes aldık sona yaklaşırken vurgulanması gereken deneyimlerimiz oldu ve cümle sonu geldiğinde durduk düşündük bir noktalama daha yaptık bu hayata ve son nokta sırası gelince kaldık orada; tamda orda. devamını oku…
Gördüklerim canımı çoğu kez acıtmış olsa da; görmezden gelmeyi öğrenemedim henüz. Her şeye tanıklık nasıl yabancı bir acıdır bilir misiniz? Daha önce duyumsamadığınız ve kimsenin de duymadığını düşündüğünüz ismi olmayan bir acı. Kaynağının belli olması değiştirmiyor adı konulmamışlığını.
Gördüklerim diyorum; yaşayıp tükettiğim an’lar değil, anımsadığım hatıra’lar değil, uzağından gördüğüm kareler; hayatlar; inatlar; başa sardıranlar; unutulmayışlar… devamını oku…
Az yaklaş yanıma…
bilirim ürkersin, bayrakları ateşe verenlerden.
dilin tutulur, ben öpmeye yeltendikçe.
oysa yaklaş yanıma sen de anlarsın,
ağzımız aynı kokar seninle.
gizli isyanlar taşıyan,
utanmaz hırıltılar emziren
ağzımız… devamını oku…