Bir Gece…

Bir Gece...Gece, sonsuzluğu anlatıyordu sessizliğiyle. Ve müthiş bir hüzün.

İçim ürperiyordu. Küçük bir kız çocuğu gibiydim adeta. Gecenin karşısında sessizleşiyordum. Ürkek bir serçe gibi başımı saklayacak yer arıyordum.
Belki annemin şefkati, babamın kucağı…

Sessizliği bozan seslere karşı öfkeliydim. Doğallığı bozan seslere…

Böceklerin sesleri ve hırçın köpekler… Geceye anlam katıyorlardı.
Uzak mahallelerden gelen köpek sesleri ve yakınımdakiler. Ne diyorlardı acaba? Neye isyan ediyorlardı? Böyle hırçın…
Ne içindi öfkeleri?
Minik yavrular vardı bir de. Ne kadar da iç acısı uğulduyorlardı. Anlıyordum. Korkuyorlardı.

Okumaya devam et “Bir Gece…”

İhanete Adım Adım

İhanete Adım AdımSabaha karşı… Güneş doğmaya yakın. Kuşlar, köpekler, tavuklar… Sesleri geliyor penceremden, hafif hafif esen rüzgarla birlikte.

Yorganımın içinde hüzünle karışık huzurumla gözlerimi diktim tavana.

Huzurum hayata, hüznüm sana…Her şeye rağmen doğup batacak olan güneş, insanlar, hayvanlar, doğa huzur veriyor bana. Sabahın matemi…Hayatın sonsuz direnişi.

Her şeye rağmen yılmayan güneş. Kahpe insanlara, kahpe hayatlara, yalanlara şahitlik eden ve yılmadan gülümseyen ay ve yıldızlar.

Huzurum büyük, büyük de sen hüzünsün.

Özlüyorum mesela, gözlerini özlüyorum.

Okumaya devam et “İhanete Adım Adım”

Bağışla Sevgilim

Bağışla SevgilimBağışla sevgilim, gülüşlerim gözlerinden ayrı yollarda can bulalı epey zaman olmuş.

Soruyorum sevgilim, o bitmek bilmeyen gecelere? Hangi yıldız kayarken dileklerimle birlikte aldı gitti sevdamı? Hangi düşlerde unuttum o içimi kıpırdatan anıları? Hangi sözlerin bedeli bu? Hangi aşkın intikamı?

Ve susuyorum…

Bağışla sevgilim, uçurum kenarında dans etmekti benim oyunum. Bağışla… Okumaya devam et “Bağışla Sevgilim”

İnsanoğlu’na…

İnsanoğlu'na...Muhteşem dünya söyle bana. Bu eşsiz güzelliğini bizimle paylaşıyorsun ve öylesine içten yansıtıyorsun. Peki neden bu kadar kötülüğe de kucak açıyorsun? Yoksa biz insanlar kendi dağıttıklarımızı dünya adı altında mı topluyoruz.

Sanırım öyle. Sanırım bu sonsuz gökyüzünü, bu yüce dağları, akıp giden nehirleri, savrulan yaprakları ve bu rengarenk yaşamı solduran biz insanlar oluyoruz.

Silah seslerinden korkuyor kuşlar. Gökyüzüne renk katmıyor. Cesetlerden yorulmuş toprak, kardeş kavgalarından, o kanlı ölümlerden yorulmuş, sessizlik savuruyor.

Okumaya devam et “İnsanoğlu’na…”