Hasret Geçitleri

Hasret Geçitleri“Hasret Geçitleri” Bir Serra Yolasığmaz Yorumu

Eksik parçamız “Hasret Geçitleri”… Doğarken bırakmak zorunda kaldığımız diğer benliklerimiz şimdi nerede? Bu bazen bir başkasının gözünde yakaladığımız ışıktır. Bazen bizi derinliklerimize daldıran bir başkasının sesinde bulduğumuz sıcaklıktır. Ya da bir başkasının yumuşacık uzanan elidir içimizi ürperten. Aynı sancılardaki farklı algılamalar gibiyiz: Öteki ve ben… Ben ve herkes… Hepsi doğarken bırakmak zorunda kaldığımız benliklerimiz değil mi?

Serra Yolasığmaz’ın, “Hasret Geçitleri” ismini verdiği resim çalışmalarındaki figürler diğer ben-lerimiz değil mi? Okumaya devam et “Hasret Geçitleri”

Oda

OdaDaha ileriye gideceğim.
Düşüncemin açtığı boşluğun
Tüketici bir yenidenlikle
Yaşamı yeniden başlatacağım.
Bu sokak aralığı, gece ve köpekler…
Tastamam yerindeler.
Yaşam yeniden başlıyor.
Bir etkinlik alıştırması gibi sokaklar.
İyi niyetle benimle alay ediyor.
Sisli tombul yaratıklar… Okumaya devam et “Oda”

Yabancılaşma

Başka bir dünya hayali, çoktan yokluk. Gecenin farklı mekânlara düşebilme ihtimalinin yarattığı olasılıklar silsilesi… Bir hayaletin gıdıkladığı topuktan rengârenk bir sis kuşatması, belki. Her yer ve her şey olduğundan farklı, soyundukça eksik. Bazı önemli şeylerin değişmemesine, devinmemesine sevinmeli mi?

Çoğu düşler, içinde bulunulan duruma bir karşı duruş, başkaldırı rüyasıdır. Öyle olmaması ihtimalidir düş. Yaşamın tüm uzuvlarından, akılbankalarının bize yönelttiği limitlere çakmak çakmaktır. Istırabın rüyada büründüğü şekiller her ne kadar kasvetli, karanlık ve ürkütücü olsa da düş o gecenin yazdığı eşsiz bir hikâyedir. Okumaya devam et “Yabancılaşma”

Takıntı

TakıntıYeni aldığım ayakkabıların kırmızı bağcıklarına bir kez daha dikkatle baktım. Pek bir çirkin, olabildiğince sevimsiz; kırmızı bağcıklar!!! Ne alakaydı. Uyumsuzdu. Oracıkta karar verdim, derhal ayakkabıları değiştirecektim. Bu değiştirme fikri, ağır hastalığıma ilaç gibi… Tek ilaç! Tek çözüm!

Asansörün bozukluğunu yadırgamadan koygun renkli koridorun bitimine, merdivenlere yürüdüm. Tüm basamaklar boyunca ayaklarım merdivenlerden inerken, gözüm hep kırmızı bağcıklara takıldı. Tam başa belaydı. Okumaya devam et “Takıntı”