Mesuliyet Hissetmek!

Mesuliyet HissetmekŞöyle bir şey var ki herkeste olmayan mesuliyet hissi!

Bir insan ırkçıysa, faşistse kendi çıkarları uğruna yalandan konuşmalarla her gün ağız değiştirebiliyorsa “ben” diyip kendi gibi olmayanı ötekileştiriyorsa, baş olmuş değil hiç olmuş kişidir.

Hiç olmuş kişiye alkış tutan eller varsa görüleni göremeyecek kadar akıl yoksunu olarak bırakılmış bu kişiler sorgusuz sualsiz “benim baş(ım)” diyorsa böylelerine geçmiş olsun denir!

Bir baş ya da baş(lar) liberal ekonomiyi sömürdükçe servetleri yığınlaşıyorsa, o yığın içinde işçinin emekçinin hakkı yok sayılıp açlık sınırında yaşamaya çalışıyorsa, tekmeyi tokadı küfrü yiyorsa bunu yapan kişilere sizce ne denir?

Okumaya devam et “Mesuliyet Hissetmek!”

İnsan Halleri…

İnsan HalleriKimsenin kullanmadığı bir dil kimsenin görmek istemediği bir göz, kimsenin duymak istemediği o söz ve kimsenin hissetmediği bir kalp!

Size de garip gelmiyor mu insanların kendileriyle yabancılaşmış halleri?

Düşmanca hisleri kaskatı kesilmiş bedenleri! Size de rahatsızlık vermiyor mu “hep ben” diyen bencillikleri?

Sizce de insanların yaşamları yaşadıkları an’lara uzak değil mi?

Hep bir adım daha önde olmak isterken geride kalmış birincilikleri, yaşanmamış an’ları hangisinin hissi ağır basıyor hangisi daha değerli, insanlar yaşamlarının farkında değiller mi? Okumaya devam et “İnsan Halleri…”

Dünyayı Sadece Parmak Uçlarınızla Hissedebilir misiniz?

Dünyayı Sadece Parmak Uçlarınızla Hissedebilir misiniz?Gören herkes için renklerin bir anlamı, bir hissettirdiği vardır; fakat görmeyen biri için renklerin anlamı, sadece duydukları ama bilmedikleri tanımlamalardan ibaret olacaktır.

Mesela mavi deseniz; o mavi, bir gökyüzü olmayacaktır ya da bir deniz değildir. Mavi, görmeyen biri için belki gökyüzünün sonsuzluğu, belki de bir denizin dalgası olacaktır. Kim bilebilir bir mavinin neler hissettirdiğini ve bir tuvale kim resmedebilir? İşte şimdi size Eşref Armağan‘dan söz etmek istiyorum. Renkleri, nesneleri parmak uçlarıyla hisseden sonra da zihninde canlandırıp muhteşem eserler yaratan sanatçı, 1953 doğumlu doğuştan görme engelli bir ressamdır. Hiç görmediği nesnelerin sadece maket modellerine, parmak uçlarıyla dokunarak onları en güzel şekilde resmedebilme yeteneğine sahiptir.

Okumaya devam et “Dünyayı Sadece Parmak Uçlarınızla Hissedebilir misiniz?”

Ne Olur Bunlar Bir Rüya Olsun!

Ne Olur Bunlar Bir Rüya OlsunYaşamak bu dünyada! Öyle bir yaşamak ki bu, ölerek, can çekişerek hep üzülerek yaşamak. Ne gökyüzü ne de yeryüzü koca bir boşlukta, acının feryadına sığınmak gibi bu yaşamak meselesi… Ağır bir yük ağır bir mücadele yarım sevinçler yarım hayaller, yarım mutluluklar içinde acının eşiğinde tek gerçeğin acı olması haliyle üstelik yarım yamalak değil hep varolan bir acının, daha da şiddetlenmesiyle kahredercesine yaşamak!

“Ne olur bu bir rüya olsun…”

Okumaya devam et “Ne Olur Bunlar Bir Rüya Olsun!”

Bazı Şeyler ‘2

Bazı ŞeylerDüşünsek mi yoksa düşünmesek mi?

İnsanlar anlayabilse!

Söylenenlerin gerçekliğine, sorgulama yetilerini kullansalar. Şöyle deseler mesela; “Bu adam doğru mu konuşuyor?” Biraz düşünsek mi? “Ya da boşverin doğrudur doğru!”

İnsanlar görebilse!

Açlık sınırından öte bir “yaşam” var mıdır diye düşünse? Ya da şöyle mi düşünsek! “Yaşamın fıtratı budur!” Ötesini düşünme mi desek? Peki o zaman vicdan azabı daha mı az olur ya da kömürden daha kara mı?

Okumaya devam et “Bazı Şeyler ‘2”