Bergamotlu Çay

Bergamotlu ÇayHer gün dükkânının önünden geçerdim bir baykuş gibi. Ne o beni fark ederdi, ne de ben onu. İşim düştü bir gün onun yeteneğine. Elimde bir poşet pantolon, gitmişken tüm ailenin işi görülsün diye ne var ne yok almıştım yanıma. “Selam ün Aleyküm dayı” diyerek girdim dükkâna. Ütünün kumaşa değdiğinde çıkarttığı buhar duvarlara sinmişti. Nihat Efendi rahatsız olmuş bir şekilde “Dayın olmak için hiçbir zahmete girişmedim, evlat!” dedi. Sohbet etmeye üşendiğim için sesimi çıkarmadan poşeti uzattım. “Ne zamana hazır olur?” dedim. “Otur, hemen yapayım” dedi.

Okumaya devam et “Bergamotlu Çay”

Ayrı Dünyalar

Ayrı DünyalarHer şeyin hayal olduğu bir ülkede yaşayan bir adam varmış. Burada yaşayan tüm canlıların yaşam ve ölüm arasındaki çizgiden haberleri yokmuş. Ta ki…

Ta ki bir canlının diğer dünyaları keşfetmek istemesine kadar… Bu canlının adı Bay X. Bay X ilginç olan ama doğal görünen her şeyi çok severmiş. Bir gün diğer dünyalara açılan bir kapı keşfetmiş. Ve o kapıdan görünen dünyada neler olup bittiğini diğer varlıkların nasıl yaşadıklarını öğrenmek için günlerce haftalarca izlemiş ve izlemiş. Bir gün yakından görmeliyim onları diyerek girmiş o kapıdan. Bay X gördüğü her şey karşısında hayrete düşmüş. Çünkü kendi dünyasıyla alakası olmayan bir yerin bu kadar güzel ama bir o kadar korkutucu olacağını düşünmemiş. Okumaya devam et “Ayrı Dünyalar”

Acımak

AcımakZavallı bedenimi kaldırımlarda sürünürken görmek sevindirir mi güzelliklere tevazu gösteren gözlerini? Sarar mı içini incecik kırlangıç sürüsü tüm haşmetiyle? Uğursuz gelir mi tüm ağlayan baykuşlar söylediğin şarkılara? Ahım tutar mı helallik istemeye bile hakkım olmayan hükümsüz zarafetine?

Git diyebilir mi an itibariyle gelen misafire gönlüm. Sus der mi hiç o edalı tavrınla şevklendirdiğin sözleri duymamak için kulaklarım? Benim o diye haykıran gözyaşlarımı duymaman yoksa ırak dağlar yüzünden mi? Mesafe midir insanı saadetten uzaklaştıran. Yoksa nazlı bir yağmur damlası mıdır derinliklerinde boğulduğum. Yalnız ütopyalarında kurguladığın bir tubadır belki soğuk kanlılığın. Ya da hiç bilinmeyen isimlerden oluşan bir kan havuzudur evcilleştirilmemiş bencilliğin. Okumaya devam et “Acımak”

Aşka Dair

Aşka DairKimi sözcükler eksik kalır bir durumu anlatmaya. O yüzden hep abartarak anlatırsın ya olanları. Abartarak sever, abartarak koyarsın hayatının ortasına. Bu abartış ya sade bir vedayla son bulur ya da gösterişli bir bunalımın habercisi olur. Yalnızlık üzerine yazılan her yazıyı üstüne örtersin yorgan misali. Hesap soramazsın, soracağın daha epistemik sorular dururken ne hacet ellerine şehvet salyası bulaşmış kalabalığın önünde öncü olmaya…

Bir mazi bırakılır geriye yıkıntıların azizliğinde. Sevgi saçmaları dağılır ortalığa. Kanıtlar gizlenir fakat sahiplenilmez. Hiç gibi kalırsın. Olmamışsın gibi. Mal olsam da geri iade şansım olsaydı dersin hatta. Fakat sırtında biriken onca sorumluluk ve sevdiklerin tarafından bütünleştirilmiş kişiliğin değişmene izin vermez. Okumaya devam et “Aşka Dair”