Yaza Yaza Yaz Bitti

Yaza Yaza Yaz BittiSıcak olmayan, soğuğa yakın, biraz da esintili bir ekim akşamı, bir cafenin dış kısmında, açık havada arkadaşlarımla otururken üşüyüp dilediğinde her müşterinin kullanabileceği polar battaniyelerden birini aldım omuzlarıma. Arkadaşlarım hayata dair hararetli bir tartışmadaydı. Olanca gayretleriyle düşüncelerini savunuyorlardı. Başta ben de müdahil olmaya çalıştımsa da her zamanki gibi seslerin yükseldiği bu muhabbetten de geriye doğru çekip kendimi, arkama yaslandım. Okumaya devam et “Yaza Yaza Yaz Bitti”

İmkansızlıklar Hiyerarşisi

İmkansızlıklar HiyerarşisiYapmak istemek, ama yapamamak, istemek ama elde edememek… Dışarıdan yaşıyormuş gibi görünüşümün altında yatan gizli gerçek. Had, hudut tanımayan bir kütle taşıyorum, omuzlarımın tam orta yerinde. Kimi zaman, kimileri tarafından iki bacak arasında taşınan, varlığı pek dişe dokunmayan “düşünme organı” hani. Öyle bir sınırsızlığı karşılıyor ki düşünmek, hiçbir çılgının zincir vurmaya yeltenmediği, yeltense de sadece şaşmakla yetineceğim bir hiyerarşi.

Okumaya devam et “İmkansızlıklar Hiyerarşisi”

Ölüm Kalım

Biraz da kendimi sorgulamam gerekiyordu öyle değil mi? İşte yine baş başayız ben, kâğıt ve kalem. Ne zaman dürüst davranmaya başlayacağımı merak ediyorum. Ayıp, günah denilen o gerçeklerinizi bir kez daha düşünmenin vakti geldi çattı işte yine. Yeterince yorgun sayılırım aslında bu kirli işe girişmek için. “Tüm bunları sorgulayan kişilik” ölçütlerinize hiç de uymuyorum bu gece. Ne kadar da garip aslında… Tam da vazgeçmişken ben sorgulamaktan ve siz de tam rahat bir nefes almaya başlamışken, bu ani baş kaldırış da nerden çıktı. Okumaya devam et “Ölüm Kalım”