Hepsi Benim…

Hepsi Benim...Aynaya baktığım da görmek istediğim röntgen filmim olmalısın. Sakin, durağan, soğuk, mesafeli ama aslında çok içten ve yanıbaşımda gibi. Ama bir o kadar da uzak gibisin. Bazen gerçek mesafelerde bile başucumda, bazen yanımdayken bile okyanus aşırılardasın.

Belki de hepsi benim. Evet, evet hepsi benim tümlüğüm. Hiç olmadığım ama olmak istediğim. Ya da bazen ardına sığınmaktan sıkıldığım dışadönüklüğümün bana geri dönüşüsün sen. İçimde barındırdığım ama nasıl olunacağına dair hiç fikrimin olmadığı sudaki aksimsin. Sende kendi yüzlerimden birini görüyorum. Birbirlerinde kendi yansımalarını görmeli insanlar ve o yansımaları birleştirerek oluşan kocaman ışık huzmeleri ile hizmet etmeliler evrene. Okumaya devam et “Hepsi Benim…”

Rüya Olmalı

Rüya Olmalıİçimde bir huzursuzluk var. İçimi kemiriyor sanki bir ağaçkakan gibi. Saçma sapan bir durum bu. Kendi kendime, bilerek ve isteyerek yaşattığım bir eziyet hali. Ama artık direnmemeye karar verdim. Hissettiğim şeyler ne ise, onları yaşayacağım, olmamışlar gibi davranmayacağım. Bir şeyler kötü gidiyorsa kötü gidiyordur, bunu kabulleneceğim, hayır, sana öyle geliyor avuntularını oyuncak etmeyeceğim kendime. İçimdeki boşluğa avazım çıktığı kadar bağıracağım, hatta sesimin yankısından yüreğim hoplayacak ama oyuncaklarıma geri dönmeyeceğim. Okumaya devam et “Rüya Olmalı”

180° Tutturamıyorum(!)

180° Tutturamıyorum(!)İnsanların devran diye tanımladığı şu çarkın çapı sabit mi acaba? Ya da bu çark insandan insana farklılık mı gösteriyor? Belki de çap gerçekten sabit ama dönüş hızı değişiyor öyküden öyküye? Yoksa “devran döner” sözü tıpkı “kaderinde yazılıymış”daki kadar anlamsız bir tesadüflük sonucu yanyana gelmiş iki sözcük mü? Bir yerlerde döndüğüne inanılan soyut bir çember var mı gerçekten? Bu; insanların tatmin edici buldukları intikam güdüsünün bir yön bulması mı sadece? Okumaya devam et “180° Tutturamıyorum(!)”