Kişisel İlişkiler ve Atomu Parçalama Yöntemleri

Merhaba sevgili okur,

Yazmak için her oturduğumda beyaz ekranın karşısına önce lal olur kalırım, hangi harfle başlayacağımı bilemez, parmaklarımın anlamsızca gezinmesine takılırım. İçimde sakladığım onlarca şeyi unuturum, ruhumun derinlerinde gizlediğim bir çok şeyin nasıl bir anda kelimelere döküldüğünü şaşkınlıkla izlerim, sonrası hep aynı. Kendimle yarışırım, aklıma gelenlerin parmaklarımdan daha hızlı oluşuna alınırım, onlarca kelimenin nasıl bir anda anlamlı bir bütün oluşturduğuna şaşırırım. Ben yazarken de tıpkı yaşarken olduğu gibi karmakarışık duyguları aynı anda paylaşırım. Kendimden korkarım, kendime hayran kalırım, ağzımın kulaklarıma varmasına bakarım ama en önemlisi huzur bulur rahatlarım. Okumaya devam et “Kişisel İlişkiler ve Atomu Parçalama Yöntemleri”

Çukulata Eriten Tanrı!

Çukulata Eriten Tanrı!Uzun, çok uzun bir aradan sonra merhaba sevgili okur,

4 milyon ışık yılı uzaklıktan gelmem biraz uzun sürdü galiba, “bir uzay gecesi rüyası” devam ediyor önemli olan bu… Arabesk bir ifade takınıp “gidişim sessiz olmuştu ama dönüşüm muhteşem olacak” naraları atsa mıydım acaba diye düşünmüyor değilim, atmadığım daha iyi olmuş… Herhangi bir patlama etkisi yapacağımı düşünmüyorum zira. ..Kendi kendime rüşdünü ispat etmeye çalışan “bayanhayatbirrüyadır” ritüeliyim hepsi o. Kendimleyim, kendimceyim, vs… Dramatik söylemlere kısa bi’ara. ..Şimdi size kadın erkek ilişkilerinde reikiden bahsediyor olacağım… Yok öyle bir şey korkmayın! Okumaya devam et “Çukulata Eriten Tanrı!”

Depresif Manifesto

Depresif ManifestoHerkese merhaba,

Bu ay pek bi’dertliyim, anlatamam. Tahammül sınırımı zorluyor her şey, eleştirel bir kimlik takındım söylenip duruyorum, şu en nefret ettiğim dırdırcı insan tipine büründüm, vallahi sosyal bir insan olmamdan kaynaklanıyor başka bir şey değil. Gözlem yapmadan duramıyorum, bakınca her şeyi görüyorum (ya da öyle sanıp avunuyorum) ne yapayım?

Okumaya devam et “Depresif Manifesto”

Sevgili Sevgilim

Sevgili SevgilimSevgili Sevgilim,

Senle tanışmamış olmamız ne acı öyle değil mi?

Belki tanıştık ama unuttuk birbirimizi, belki denedik ama yıprattık benliğimizi, belki savaştık egolarımız kazandı, belki mutlandık kadehlerimiz paylaştı. Belki çarpıştı, belki de teğet geçti bedenlerimiz yürürken bir yerlerde… Dizimdeki yarada, bileğimdeki silinmiş dövmede, kırılmış tırnağımda, odamdaki aynada, mailboxımın bir köşesinde, dinlediğim cdlerde, izlediğim filmlerde, yürüdüğüm yollarda, kullandığım bir parfümde saklı kalmış olabilir misin? Yakınımda ya da uzağımda olabilir misin? Okumaya devam et “Sevgili Sevgilim”