Aylak Sevilmeler

Aylak SevilmelerOrtaköy’de bir akşam
Müzik sesi gelir bir tutam
Basmışım kornaya
Çalsam bir gün kapını

Mustang 67 model bir araba
Takılmış ayağım vitese
Çalsam bir gün kapını

Dolapta yarım şişe rakın. Parmak uçların izmariti biriktirmiş. Kederli, öfkeli ellerin; demlenmiş olur olmaz vakitlerde. Serilmiş ortalığa ruhun. Kaçak dövüşen Marslılar gibisin. Ve bir saadettir sende ruh üşümesi. Ellerin öfkeli, kararsız. Zihnin dağınık bir kimlik.

Okumaya devam et “Aylak Sevilmeler”

Züğürtten Teselliler

Züğürtten TesellilerHangi şehre atlasam, bulaşsam biri anlıyor beni, tanıyor bir körpe delikanlı. Bir müptela geçiyor sere serpe:
– Ben hep aynı ben,
bir tutam değişmedim
saçlar aynı saçlar
birazcık çoğaltmadım
perma desen perma yaptırmadım
biraz bile kopartmadım
saçlarımı bir tutam boyatmadım

Ayağa kalkın dercesine nara atıyor. Şehir sustuğu için pek bir tepkisiz. Atlayış:

Okumaya devam et “Züğürtten Teselliler”

Yalnızlığa Düzgüler

Yalnızlığa DüzgülerYalnızlığın verdiği rehavetle dolanıyorum sokaklarda. Bir başucu kitabımın varlığından yoksun, hiçliklere doğru yol alırken savaşları düşlüyorum ya da kimsesiz, yaşamdan nasibini alamamış insanları. Derken yağmur çiseliyor. Toprağın kokusu genzimi yoklar gibi… Sonra baharı özlüyorum bahara yakınken. Tüm vaatlere doymaktan mide spazmı geçirir gibiyim. Delicesine baharı özlüyorum… Aniden Türk filmi jönlerinin o sıradan sözleri fısıldanıyor kulaklarımda: “Ah sigaram! Benim için yanan tek şeysin.” Çakmağımı çakıyorum o hararetle. Aslına bakarsan pasif bir içiciyim. Derme çatma laflar bunlar, işin gereği yani.

Okumaya devam et “Yalnızlığa Düzgüler”