Konu ‘Yazmak’ Olunca

Konu Yazmak OluncaBen özlüyorum, özledikçe de yazıyorum. İnsan genelde özleyince yazar. Yani en azından ben öyle yapıyorum. İyi geliyor yazmak. Yalnızlığa iyi geliyor. Biraz da olsun unutturuyor. Olduğun yerden uzaklaşıp olmak istediğin diyarlara ücretsiz yolculuk imkanı tanıyor. Bunun için çok bir şey de gerekmiyor üstelik. Bir kalem, silgi bir de defter yetiyor. Hem yoldaşlık da yapıyor, her sıkıntını dinliyor. Sevincini, mutluluğunu paylaşıyor. Arkadaşın, dostun, sırdaşın oluyor. Konu “yazmak” olunca kağıt derya deniz oluyor.

Neyi mi özlüyorum? Çok şeyi… Mesela bir gecede üç şiir yazabildiğim yıldızlı geceleri özlüyorum. “Bir gece de üç şiir yazılır mı?” demeyin, yazılır. En azından ben yazıyordum. Neyse bunu daha sonra anlatırım.

Okumaya devam et “Konu ‘Yazmak’ Olunca”

Bana Biraz Zaman Ver

Bana Biraz Zaman VerBana biraz zaman ver
Gitmem lazım, kendimden bile.
Bana biraz zaman ver,
Dizleri kanamış çocuk kalbimin
Yaralarını sarmam gerek.

Bana biraz zaman ver,
Yalnızlığın yükü ağır gelir omuzlarıma
Silkinip kalkmam gerek.
Bana biraz zaman ver,
Yıldızsız kalmış gecelerime
Yeni yıldızlar serpmem gerek.

Okumaya devam et “Bana Biraz Zaman Ver”

Bu Kırmızı, Ne Kırmızısı?

Bu Kırmızı, Ne Kırmızısı?Şimdi önümde uzun ince bir yol var
Baştan aşağıya kırmızı.
Yol kırmızı, gök kırmızı, güller kırmızı…
Bu kırmızı, ne kırmızısı?
Aşk mı, kahır mı?

Kimler, kimler geçti bu yoldan?
Kim sona ulaştı, kim yarı yolda kaldı?
Kimin yanında kimler vardı?
Yoksa hepsi yalnız mıydı?
Okumaya devam et “Bu Kırmızı, Ne Kırmızısı?”