Anlat Bana

Anlat BanaAnlat bana,
Kırık bir aynada yazılıydı adın
Anlat bana koyu hüzünlerden nasıl çıktın?

Bir avuç mavi gökyüzü tutsan ellerinde
Aşk kırmızısı rujunu sürsen yine
Adın çiçek, adın bahar
Ah, kalbinde sır yüklü anılar var.

Amazonlar diyarında
Kılıcını kuşanıp tek başına
Meydan okursun asi, cesur
Kalbindeki sonsuz aşkla.

Okumaya devam et “Anlat Bana”

Farkındalık ile Yabancılaşmak

Farkındalık ile YabancılaşmakYabancılaşmak…

Bir nevi kendi ruhunun girdaplarında kaybolmak ve bir kaosa sürüklenme hali.

Dış dünya ile bağlarının kimi zaman bile-isteye kimi zaman da çevresel faktörlerin etkisi ile yavaş yavaş ya da ani bir ivmeyle kopması.

Empati ve sempati sisteminin günlük hayatta gitgide daha da azaldığı günümüz şartlarında, kişi; kendisi ile empati kur(a)mayan insanlar topluluğundan uzaklaşarak, hem kendisine ve yaşadıklarına, hem de dış dünyaya karşı bir görünmez duvar örer.

Yalnızlığıyla ve iç dünyasının girdaplarıyla baş başa kalmayı seçer.

Okumaya devam et “Farkındalık ile Yabancılaşmak”

Benim Ütopyam

Benim ÜtopyamŞehirler mi insanları yaşatır, insanlar mı şehirleri? Bence her ikisi de. İnsanlar mimarisiyle, tasarımıyla, anıtlarıyla ve diğer yaşam sahalarıyla şehirleri inşa ederler; şehirler de üzerilerine sinen ruhları insanlara yansıtırlar diye düşünüyorum.

Her ne kadar modern zamanların süslü, parlak, ışıltılı, gösterişli ama bir o kadar da ruhsuz, kalabalıklar içerisinde yalnızlaşmış beton yığınları içerisinde yaşıyor olsak da, benim hâlâ ütopik bir şehrim var hayallerimde yaşattığım. Okumaya devam et “Benim Ütopyam”