Hıdrellez kutlamalarını daha çok çocukluk günlerimden hatırlıyorum. Annemin evimizin göt kadar bahçesine taşlarla ev, araba çizmesini, gül ağacı bulup dibine dileklerini gömmesini, kapının önüne konan yeşil dalları, ateşin üzerinden atlayan insanları. Uzun bir dönem, hıdrellezi unutmuştum ama son birkaç senedir dahil olduğumdan yine takip ediyorum. Ahırkapı’da düzenlenen organizasyon ve kendiliğinden oluşan şenlikler gayet iyiydi. Ama bu sene Parkorman’da yapılan, bir çok nedenle isteneni veremedi diye düşünüyorum.
Yakında, iyice şekil değiştirip bambaşka bir mekana da kayabilir. Daha büyük, daha yeşil, daha ferah bir alan tabi ki güzel olur. devamını oku…
Erkekler yıllarca kadınların futboldan anlamamasından şikayet etti. Kadınlar da haliyle bu şikayetten bıktı. Olacağı da buydu zaten! Etraf, aniden fanatik futbol taraftarı kadınlarla doldu.
Evvelden ezelden futbolla ilgilenen, futboldan anlayan, futbolu seven bir sürü kadın var. Fanatik falan da değiller, efendi efendi izliyorlar. Ofsayttan anlıyorlar, ne zaman penaltı olur biliyorlar. Korner olsun, aut olsun, taç olsun bir eksikleri yok. Hangi futbolcu hangi pozisyonda oynar, 4-4-2 neymiş, 4-5-1 ne zaman gerekliymiş, 4-3-1-2 her takıma uygun muymuş, muhakkak fikirleri vardır. devamını oku…
İstanbul başka bir dünya. Toplu taşıma araçları bambaşka bir dünya. Gün geçmiyor ki, otobüste, minibüste garip bir insan evladına rastlamayalım. E, anamızın karnından da arabayla doğmadık, haliyle ulaşım için başka ihtimal yok. Otobüs biraz daha üst düzey, biraz daha tehlikesiz. Ama minibüs çeşit çeşit aksiyonla dolu, hem de gözlem yapmak için çok uygun!
Bunca senedir İstanbul’da yaşamama rağmen, şimdiye kadar minibüse binmemi gerektirecek bir güzergahım olmamıştı. Dolayısıyla neler kaçırdığımı anlamam biraz uzun sürdü. devamını oku…
Eski!

Bunca yıldır nefret ettiğim, bir gün bile iyi anmadığım, sürekli kurtulma hayalleri kurup bir türlü harekete geçmediğim mesleğimin; bugün itibariyle aslında bana fayda sağlamış olduğunu da şaşkınlıkla fark ettim.
Evet, ben zaten hep yatağını toplayan, uyumadan önce elbiselerini katlayan, oyuncaklarını düzgün dizen o uyuz çocuktum. Ama bu kadar düzenli, bu kadar nizam, intizam manyağı olmamı muhasebeciliğime borçluyum. devamını oku…
Sen Sus Gözlerin Konuşsun!

“Takılmayın canım bu basit ayrıntılara, ne dediğim anlaşılmıyor mu sanki?” diyerek Türkçe hatası yaptığı halde kendini manasızca savunan bir takım çapsızlar var. Yaşları kaç olursa olsun, kendi anadilini düzgün konuşup yazamayan herkes benim gözümde ergen.
Diyelim, gerçekten bilmiyorsun ve hayatın ve işin dolayısıyla yazılı iletişimde bulunma mecburiyetin yok. O zaman bile kabul edilebilir tarafı yok ya, haydi bunu göz önünde bulundurarak bir nebze affedilebilir görelim. Ya, sabahtan akşama kadar bilgisayar başında, devamını oku…