Çocuklar Hayatın Gerçekleriyle Yüzleşmeye Erken Yaşta Başlamamalı

Çocuklar Hayatın Gerçekleriyle Yüzleşmeye Erken Yaşta BaşlamamalıBir baba veya bir anne çocuğunu kucağına alıyor ve bilgisayarın başına oturuyor. Belki bir çizgi film izletecek ya da en basitinden bir oyun oynatmaya kalkacak. Şimdi! Buraya kadar her şey normal. Sonra bir fotoğraf. Üzerine duygusal bir yazı yazılmış bir fotoğraf. Fotoğrafta Filistin’de ölen küçük çocuklar, anneler, babalar… Kopan bacaklar, parçalanmış bedenler, kanlı görüntüler…

Çocuklar, hayatın gerçekleriyle yüzleşmeye erken yaşta başlamamalı abiler! Yapmayın! Bilinçaltının sınırlarını bilmeyenleriniz varsa eğer içinizden ‘Amaan ne olacak ki, alt tarafı bir fotoğraf.’ dediğinizi duyar gibiyim. Hangi psikoloğa giderseniz gidin haklı olduğumu söyleyeceklerdir. Okumaya devam et “Çocuklar Hayatın Gerçekleriyle Yüzleşmeye Erken Yaşta Başlamamalı”

A’raz

A'razBu ay ne yazayım diye o kadar çok düşündüm ki, en sonunda geldiğim nokta klasik bir giriş cümlesi olan ‘Bu ay ne yazayım diye o kadar çok düşündüm ki’ye geldi. Aslına bakarsanız iki haftadır beyaz sayfanın başına oturmayışım, bu beyaz sayfayı hunharca sömürmeme vesile olabilirdi. Lakin ben de her insan gibi, en büyük tutkularından belirli bir süre uzak kalmayı yeğlerim. Paulo Coelho bu duruma ‘Mezarlık Huzuru’ der. Eminim ki diğer yazarların tıpkı Coelho’nun dediği gibi bu durumu özetleyen birkaç cümlesi mevcuttur.

Okumaya devam et “A’raz”

A’mâk

A'makNe kadar derine inebilirsin? Zihninin en derininde, şu anda olman gereken bir yer, araman gereken bir nedenin olmalı. Ah bırak kendine palavralar üretmeyi, herkesin bir nedeni vardır. Herkesin istediği, elde etmeye çalıştığı bir şeyler vardır. Ne kadar derine indin? Dürüst ol! Hiç mi? Ah, evet, kesinlikle! Zamanın yok değil mi? Kimin var ki? Belki de bahaneler üretiyorsun. Tıpkı şu an benim yaptığım gibi. Bir zamanlar kendimi suçladığım şeyden ötürü seni suçluyorum. Niye biliyor musun? Yapmam gereken bir şey olduğunda kıçımı kaldırıp yapmak yerine, onu bir güzel yayıp aylaklık yapmayı tercih ederdim. Tipik insan psikolojisi. Aslına bakarsan böyle ibareler derininde bir kibir barındırıyor. Biliyorum. Bu kibir denilen koca manyak hepimizin düşüncelerini bir zindana hapsetmiş. Bunun farkında mısın? Belki de sen hiçbir şeyin farkında değilsin. Okumaya devam et “A’mâk”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Türkiye’de Kutlu Olsun mu?

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Türkiye'de Kutlu Olsun mu?Tarihçiler bilir: Kadın tarihi konusunda bir araştırma yapıldığında, kadınlar bir topluluk, fakat geleneksel tarih yazımında hiç ön planda olmayan bireyler olarak saptanır. Erkek egemen bir toplumda ve bilhassa dünyada yaşadığımızdan bunu fark etmek için tarihçi, antropolog ya da sosyolog olmaya değil, insan olmaya ihtiyaç vardır.

Kadın cinayetlerinin suçlusu, erkek egemen sistemin, erkeği haklı gösterme çabasının bir ürünüdür. Fail mahkemede ‘Namusumu korudum’ savunmasını yaptığı anda durum değişiyor. Erkeği, erkek egemen sistemin kanunu koruyor. Okumaya devam et “8 Mart Dünya Kadınlar Günü Türkiye’de Kutlu Olsun mu?”