Çukulata Eriten Tanrı!

Çukulata Eriten Tanrı!Uzun, çok uzun bir aradan sonra merhaba sevgili okur,

4 milyon ışık yılı uzaklıktan gelmem biraz uzun sürdü galiba, “bir uzay gecesi rüyası” devam ediyor önemli olan bu… Arabesk bir ifade takınıp “gidişim sessiz olmuştu ama dönüşüm muhteşem olacak” naraları atsa mıydım acaba diye düşünmüyor değilim, atmadığım daha iyi olmuş… Herhangi bir patlama etkisi yapacağımı düşünmüyorum zira. ..Kendi kendime rüşdünü ispat etmeye çalışan “bayanhayatbirrüyadır” ritüeliyim hepsi o. Kendimleyim, kendimceyim, vs… Dramatik söylemlere kısa bi’ara. ..Şimdi size kadın erkek ilişkilerinde reikiden bahsediyor olacağım… Yok öyle bir şey korkmayın!

Sevgili okur benim için uzunca sayılabilecek bu sürede hiçbir şey yapmadım. Doğru düzgün kitap okumadım, müzik dinlemedim, film seyretmedim, alışveriş yapmadım, araştırmadım, merak etmedim, sorgulamadım. Olanı tükettim, kendimden yedim. Farkındalık düzeyimi sabitlemekten mütevellit devrelerimde ufak çaplı aksaklıklar yaşadım ve annemin misyonsuz çiçekleri gibi gündüzleri fotosentez geceleri solunum yaparak ilk insan görünümüme ulaştım… Şu anda, bir erkeğin olabilecek en seksi fısıltısıyla jay jay johanson “keep it a secret!” diyor (ne kadar manidar!) ve ben playlistimi yüzyıllardır güncellemediğimi de fark ediyorum… Hadi bakalım çok sevgili uyuyan güzel, yarına bırakmadan bi’şeyleri yol alma zamanıdır… Dibe vurmadan çıkılmazmış işte, an bu andır!!!

Yazı burada bitiyor… Aradan birkaç ay geçmiş hadi bakalım neler yapmış bu dibe vurmuş insan, neler yaşamış bakalım. (Benim için büyük, insanlık için gayet önemsiz hareketlere hoş geldiniz!)

  • Gece gece bişiy yapılmaz yarın ola hayrola dememiş, tüm playlistini güncellemiş, yeni şarkılar eşliğinde tüm sevgisiyle makarnanın kralını yapmış, oturmuş yemiş, sonra hepsini!!!… (müzik bazen bir tutkudur, ama 28 yaşında öğrendiğim gerçeklik de şudur ki şarkılar dinlenince güzel, içselleştirilince değil.)
  • Bunca zamandır herkesin taptığı platin sarısı saçlarını kahverengiye boyatmış… (depresyon halime atıfta bulunma sevgili okur en manik halimde alınmış bi’karardır.)
  • Farklı iklimler görmek bana iyi gelecek söylemleriyle güneydoğu anadolu turuna yazılmış, en yakın arkadaşının “ama benim sana çok ihtiyacım var” serzenişiyle kendini tur otobüsünde değil, boğazın insanı sağaltan diyalektiğinde bulmuş… (biskolata reklamında çukulata eriten tanrı’dan daha yakışıklı bir ademoğlu’na da aşık olduğumu belirtmekte fayda görüyorum bu arada. Hislerimizin karşılıklı olup olmadığını merak edenlere verecek cevabım yok ne yazık ki… Carpe diem diyen atalarıma sevgi&saygı.)
  • Kitap okumaya başlamış, araştırma ruhunu yeniden kazanmak adına kendince ve kendine özel bi blog yapma kararı almış…
  • Dolabında giymediği, bir daha giyinmek istemeyeceğini düşündüğü tüm kıyafetleri ihtiyacı olanlara vermiş, yıllardır biriktirdiği ve artık çöp ev olma yolunda ilerleyen tüm döküntülerinden kurtulmuş…
  • Sinemaya gitmeye başlamış, evde film izlemek için zaman yaratmış… (35 mm’siyle kendi filmini çekeceği günlerin hayalini kurmuş.)
  • O veya bu sebepten görüşemediği, zaman ayıramadığı tüm arkadaşlarına kısa mesaj atarak planlar yapmış, kahve saatleri, yemek saatleri, beş çayları, akşam sefaları ayarlamış…
  • Radikal bir kararla hiç gitmediği (eğer katalizörü olmasaymış asla gidemeyeceği) bir tatil beldesine gitmiş, aslında balık yiyebildiğini, doğayı çok sevdiğini, yosunlardan gerçekten tiksindiğini, yıldızların enfes parladığını, adım atarken bile uyumlu olunabileceğini öğrenmiş, sokak köpeklerine dokunabildiğini farketmiş…
  • … ve üç noktalar uzayıp giderken sayfam bitmiş, sadece kendim için yaptığım şeyler, başka yazıların, başka hikayelerin konusu olmuş!

    Sevgili okur paylaşılan her şey bi’rüya olabilir, olmayabilir de… Kendi masalınızı yaratın, ama kendi gerçeğinizle yaşayın!

    Mutlu kalın, hep…

    Not: Bazen isminizin anlamı içinize işler, o kadar yoğun bir duygudur ki bu, ayağınıza ansızın giren kramp gibidir, çok tuhaf bir zevk alırsınız acınız hafiflerken… Bu gibi durumlarda tek kurtarıcınız bence çukulatadır… Sevgili A, sonsuz teşekkürler, tabiki çukulatalar için!!!

    Nevi şahsıma münhasır kelimelerim, imla kurallarım, söz oyunlarım var, siz bana sakın aldırmayın!

    Öz’lem Eker