Deneyim ve Keyif

Deneyim ve KeyifHayatın tek bir amacı var olduğunu söylüyor Aykut Oğut, bununla da kalmıyor evrenden torpili olduğunu iddia ediyor. Seveceğimi sezinlediğim bir kitabı bulmanın hevesiyle yorgun argın iş çıkışı, kitabın iç kapağına sihirli tarihi giriyoruz: 21.04.2009

29. sayfaya yelmiş bulunmaktayız, tanrı evrensel iletişimde kullanılmak üzere bir dil yarattı. “Buyrun bakalım şimdi biz tanrıyız ve nasıl bir sistem geliştireceğiz.” :)

Otobüsteyim ve yorgun bir şekilde kitabımı okuyorum. Bir Tanrı olarak sıradan insanlarla otobüse bindiğim için çok alçakgönüllü olmalıyım. Ya da meraklı mı desek? Neden kendi ruhumdan üfleyerek yaratmış olduğum insanların deneyimlerini gözlemlemek beni bu kadar ilgilendiriyor?

İletişim konusuna girmeden, aklıma gelen ilk şey şu; otobüsün içindeki birkaç insanı ne diye yaratmış olabilirim ki? Oysa zamanımı kusursuza yakın bir estetiği olan kadınları yaratmak için daha fazla harcayabilirdim.

Neyse biz işimize devam edelim. Telapati mi kursak, örneğin tüm insanlar birbirlerinin duygu ve düşüncelerini öğrensinler. Yok o zaman da gizemi ortadan kaldırmış oluruz. Biz en iyisi vücut diliyle anlaşalım. Yalnız o abuk subuk seslere gerek yoktur, sarılıp, koklaşsak kafidir. Tabii bunda da toplumsal inaç kalıpları nedeniyle yiğitlik bozulur mu bilmem?

Soluk ve yemek boruları kısmı, planı yanlış mu tutuyorum ne? :) Ses rahatsız verici olabiliyor. Ama insanın içindeki sınırları aşması için onları perçinlemekte birebir. Bir insan dağların doruğuna çıkmış “Özgürlük” diye haykırıyor ve bütün dağlar, bulutlar, ovalar ona eşlik ediyor.

Düşünme kısmı güzeldi ama galiba konuşma dilinin yerini almıyor birçoğu. Neyse biz otobüsten inelim. Şuradaki soldaki adamı tanımıyor muyum ben? Allah Allah niye selam vermiyor ki bana? Yahu hani biz tek bir ruhun parçasından yaratılmıştık, nedir bu çekememezlik yarabbi?

Vallahi ben onu bunu bilmem ama bana tanrı gibi davranan yegane insan annem olsa gerek; kapıda beni karşılayıp çantamı alıyor, yemeğimi hazırlamış sofraya oturuyorum, kıyafetlerin yıkaması ve ütüsü desen kendim yapsam yanmıştım herhalde :) Vallahi Tanrı da olsam, annelerin emeğini ödemek zor gibi gözüküyor. Babamla da bu arada selamlaşıyoruz. Normalde yapılan “günün nasıl geçti?” merasimi kısa sürüyor. Tanrılaşma süreci işe yarıyor galiba.

Hey dady, hani Tanrı bizi tek ruhtan yarattı, nasıl bilmiyorsun günün gidişatını diyesi geliyor insanım canım!

Bakalım bu kitap ileride hangi sorularla başımıza ne işler açacak? :) Evren’den torpilimiz varmış da haberimiz yokmuş!

Bora Eke
21.04.2009
Buca, İzmir, Türkiye