Dünden Bugüne…

Dünden Bugüne…Dünde kalmış bugüne suskun bir hal… Yaşarken toplanmış bavullar içinde en eski geçmişler ve hala geçmemişler…

Dünden gelen o “iç sesler” bugünün fırtınasını yaşatmışçasına içinde hazır…

Bir haykırışın bekleyişi gibi vurmuş en dibine.

O dünde kalan her şeyin bugünü yaşatmayacağını bilmek kadar eksik hep o anlar…

Mesafelerine gizlenmiş gibi yabancı bugüne o anılar…

Ne “o anlar” ne de “o” yanı başında işte bu yüzden…

Dünde kalmak kadar acı verici geçmişe sarılmış bu yalnızlıklar…

Bugünü dünde aramak kadar için geçmişse suskunluğun hala dününe gölgeyse…

Dünün esiri bugünü yaşatmıyorsa sana…

Ve hala…

Dünü bir kenara bırakıp bugünü yarını düşünecek kadar bile çaban yoksa…

Etrafında gezinen milyon ayak izinden başka bir şey değilse hayat sana…

Geçmişinde dolaşan bir ruhla yaşa!

Ama…

Esir kalman da sana özgür olman da…

Seçiminin de doğrusu sana yanlışının da “doğrusu” sana!

Özgür olmak da seninle başlar esir kalmak da…

İster geçmişte kal istersen şimdiki zamanında.

Ece Çekiç