E-Katılım Olmadan E-Devlet Mümkün mü?
Son yıllarda bilgi ve iletişim teknlojilerinde yaşanan gelişmeler sosyal ve kurumsal yapıyı kökten değişmeye zorluyor. Nasıl ki matbaanın icatından sonra okuma–yazma bilmeyenler cehaletle yüzleşmek zorunda kaldıysa, günümüzde bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanamayanlar / kullanmayanların cehaletle karşı karşıya kalacaklarını kestirmek güç olmasa gerek. Bu bakımdan bilgi ve iletişim teknolojileri ülkeler açısından kalkınmada önemli fırsatlar sunmakla birlikte sayısal uçurum gibi büyük tehditleri de içerisinde barındırıyor.
Türkiye 9. Kalkınma Planı’nda yer alan “bilgi toplumu” olma vizyonu doÄŸrultusunda bu geliÅŸmelere mümkün olduÄŸunca ayak uydurmaya çalışıyor. ÖrneÄŸin Türkiye’nin ÅŸu anda 2006–2010 yıllarını kapsayan bir “Bilgi Toplumu Stratejisi” bile bulunuyor.(i) Söz konusu strateji kapsamında baÅŸta UlaÅŸtırma Bakanlığı olmak üzere diÄŸer ilgili bakanlıklar ve kamu kurum / kuruluÅŸların katkıları ile çalışmalar devam ediyor. E-devlet artık toplumun hemen hemen her kesiminde kabullenilmiÅŸ, mutlaka hayata geçirilmesi gereken bir proje olarak görülüyor. Ne yazık ki söz konusu bakış açısının çok da bilinçli olduÄŸunu söylemek zor, sanki bir hissiyatın dışa vurumu gibi. Zira ülkemizde uygulanan pek çok çalışma devletin başına bir “e” takısı getirmenin ötesine henüz geçebilmiÅŸ deÄŸil.
E-Devletin Temel Mantığı
90′lı yılların sonlarından itibaren tartışma konusu olan ve nihayet ülkemizde gerçek anlamda kamu yönetiminin gündemine 2000′li yıllardan itibaren giren e-devlet, dünyada e-katılım ve e-yönetiÅŸim ile iç içe geliÅŸmiÅŸ bir kavram esas itibariyle. Online Devlet, Dijital Devlet ya da Elektronik Devlet olarak da tanımlayabileceÄŸimiz e-devlet kavramsal olarak “kamu hizmetlerinin sunumu ve geliÅŸtirilmesi için, vatandaÅŸlar, iÅŸ dünyası ve diÄŸer kuruluÅŸlarla iletiÅŸim ve etkileÅŸimin saÄŸlanmasında bilgi ve iletiÅŸim teknolojilerinin kullanılması”(ii) anlamına gelmektedir. Kavramın tanımından da anlaşılabileceÄŸi üzere e-devletin en temel unsuru devlet ile devletin hizmet sundukları arasındaki (iÅŸ dünyası, sivil toplum, vatandaÅŸlar, vb.) iletiÅŸim ve etkileÅŸimdir. 90′lı yılların sonlarını ve 2000′li yılların baÅŸlangıcını siyasi istikrarsızlıklar ve derin ekonomik sorunlarla geçiren Türkiye’de, e-devlet kamu yönetiminde “ekonomik verimliliÄŸi” saÄŸlama aracı olarak görülmüş ve algılanmıştır. Bununla birlikte dünyada e-devletin ortaya çıkışı bilgi ve iletiÅŸim teknolojilerinde yaÅŸanan geliÅŸmelerin oluÅŸturduÄŸu “bilgi ekonomisi” modelinin “kamusal alan”a uyarlanması deÄŸildir. Tersine bu model devletin “ekonomik verimliliÄŸi”nden çok yurttaÅŸların karar süreçlerine katılım ve kamu yönetimini denetleme talepleri doÄŸrultusunda geliÅŸmiÅŸtir.(iii) Bu bakımdan Tükiye’de e-devlet algısında önemli ve yapısal bir eksiklik bulunduÄŸunu söylemek yanlış olmayacaktır.
E-Devletin Demokrasi Boyutu: E-Katılım
Bilgi ve iletiÅŸim sektörünün bir toplumdaki tüm sektörleri yatay olarak kesen bir yapıya sahip olmasından dolayı, bu alanda yaÅŸanan geliÅŸmelerin toplumdaki demokrasi algısını etkilememesi düşünülemez. Sınırların hemen hemen sadece duvarlardaki haritalarda kalmış olduÄŸu ve bilgiye eriÅŸimin temel bir insan hakkı haline gelmeye baÅŸladığı dünyada, devletin vatandaÅŸla iliÅŸkisini yeniden biçimlendirmesi gerekmektedir. 21.yy’da artık devletin temel fonksiyonu koÄŸuÅŸ aÄŸalığı yapmaktan çok, hizmet sunduÄŸu vatandaÅŸların görüş ve talepleri doÄŸrultusunda etkin,ÅŸeffaf bir kamu hizmetini sunmak haline gelmiÅŸtir. Bu baÄŸlamda günümüzde öne çıkan temel kavram “katılımcı demokrasi”nin her düzeyde kurumsallaÅŸması ve yaygınlaÅŸtırılmasıdır. Bu nedenle bütüncül bir biçimde ele alınması gereken “e-devlet” çalışmalarında demokrasiyi daha katılımcı hale getirecek “e-katılım”a yer verilmesi önem taşımaktadır. Zira e-devletin temelinde yatan felsefe -vatandaşın katılımı ve denetimi- “e-katılım”ı zorunlu kılmaktadır.
E-katılım, daha etkin bir siyasal katılım için vatandaÅŸlar arasındaki ve vatandaÅŸların karar alıcılar arasındaki etkileÅŸimi saÄŸlamaya yönelik bilgi ve iletiÅŸim teknolojilerinin kullanılması anlamına gelmektedir.(iv) Şüphesiz bu kavram geleneksel demokrasinin yerleÅŸmiÅŸ vatandaÅŸ algısını deÄŸiÅŸtirmekte, “oy verme” ve “vergi ödeme” davranışı ile sınırılı vatandaÅŸtan “karar ve eylemlere katılan”, “eleÅŸtiren, sorgulayan ve çözüm üreten” ve “bilgi ve iletiÅŸim teknolojilerini kullanabilen” aktif bir e-vatandaÅŸa dönüşümü de beraberinde getirmektedir. Bu dönüşümün ne hızda ve nasıl ÅŸekilleneceÄŸi ise devletlerin bilgi toplumu olma yolunda izleyeceÄŸi statejilerin baÅŸarısı ile doÄŸru orantılıdır.
Türkiye’nin Bilgi Toplumu Stratejisi, bilgi toplumu olma yolunda önemli adımları içermekle birlikte “demokrasinin dönüşümüne” iliÅŸkin yeterli bir çerçeve sunmamaktadır. Kamu Yönetimine iliÅŸkin belirlenmiÅŸ olan stratejik öncelikler çoÄŸunlukla “kamu hizmetlerinin sunumu”na yönelik olup karar alma ve politika yapım süreçlerine iliÅŸkin bir çerçeve bulunmamaktadır. Bununla birlikte Bilgi Toplumu Eylem Planı’nda “yerel e-demokrasi uygulamalarının geliÅŸtirilmesi” ve “kamu internet sitelerinde e-danışma formlarının oluÅŸturulması”na yer verilmiÅŸtir.(v) Söz konusu iki eylemin katılıma yönelik kültürden yoksun yerel yönetimlerce nasıl ne ne ÅŸekilde uygulanacağı ise merak konusudur.
Sonuç
Türkiye’de e-devletin kurumsallaÅŸması sürecinde “Bilgi Toplumu Stratejisi”ne sahip olması sevindirici olmakla birlikte söz konusu stratejnin devletin vatandaÅŸla olan iliÅŸkisini sadece hizmet sunan – hizmetten faydalanan düzeyinde tutması e-devletin kurumsallaÅŸması yolunda büyük bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır. Zira bu tutum vatandaşı özel sektördekine benzer bir “müşteri” iliÅŸkisine indirgemektedir. Halbuki vatandaÅŸ sadece kamunun sunmuÅŸ olduÄŸu hizmetlerden faydalanan deÄŸil aynı zamanda kamuya karşı hak ve sorumluluklarla donatılmış bir konumda bulunmaktadır. Vatandaşı müşterinden ayıran bu temel nokta vatandaÅŸa kamu hizmetlerinin sunumunda görüş ve düşüncelerini ifade etme, kamu politikalarının oluÅŸumuna katılma hakkı da tanımaktadır. Bu nedenle bilgi toplumu olma yolunda önemli adımlardan birisi olan e-devletin kurumsallaÅŸmasında vatandaÅŸların karar alma süreçlerine ve politika yapım sürecine dahil edilmesi bir zorunluluktur. E-katılım olanaklarını geliÅŸtirmeyen ve teÅŸvik etmeyen bir e-devlet projesinde deÄŸiÅŸen ikematgah kağıdığının gerçek hayattan sanal ortama aktarılmasından baÅŸka bir ÅŸey olmayacaktır. Devlet algısı ve devletin vatandaÅŸla iliÅŸkisi e-katılım olmaksızın deÄŸiÅŸmeyeceÄŸinden dolayı devletin başına getirilen “e”takısı kamu yönetiminde beklenen “vatandaÅŸ odaklı hizmet sunma” ihtiyacına cevap vermeye yeterli olmayacaktır.
Ahmet Batat
i)DPT(2006), Türkiye Bilgi Toplumu Stratejisi, Ankara
ii)http://en.wikipedia.org/wiki/E-government (EriÅŸim: 22.12.2009)
iii)MACINTOSH, A.(2006), “eParticipation in Policy Making: the research and the challenges” http://www.stradigma.com/turkce/haziran2003/print_09.html (EriÅŸim: 24.12.2009)
iv)http://zope03.indicator.dk/demo/dissemination/repository/am-policymaking (EriÅŸim: 22.12.2009)
v)DPT (2006), Bilgi Toplumu Eylem Planı, Ankara, sy.27 ve sy.15
