Empati

EmpatiÇevremizdeki insanları seçmek gerçekten de bizim elimizde mi bilmiyorum ama birlikte zaman geçirilen insanların üzerimizde ne kadar çok etkisi olduğu su götürmez bir gerçek.

Çoğu zaman okulda veya iş yerinde yaşadığımız sorunu evimize yansıtıp sevdiklerimizin kalplerini kırabiliyoruz. Kimi zaman sadece yol verdiğimiz veya kapısını açtığımız birisinin teşekkür tebessümü günümüzün çok daha keyifli geçmesini sağlayabiliyor. Yaşadığımız olaylar çoğunlukla kontrolümüz dışında olsa da aslında asıl sonucu, gerçekleşen etkilere verdiğimiz tepkiler oluşturuyor.

Öncelikle; kullandığımız, hatta dilimize pelesenk olmuş pek çok kelime, içinde yer aldığımız toplumun getirisi. Hangi dili konuştuğumuz önemli değil, zaten kullanılan ifadeler çoğunlukla herhangi bir dilde yer almayan, uydurulmuş kelimeler. O yüzden okumak Türkçe kullanımımızı düzeltirken, sık televizyon seyretmek aksi yönde sonuç doğuruyor.

Evli çiftlerin burun yapılarının zaman içerisinde birbirine benzediğini duyduğumda şaşırmıştım. Dahası, sürekli bir arada yaşayan bir topluluktaki kadınların adet dönemlerinin zaman içerisinde örtüştüğünü okumak ayrıca düşündürmüştü.

Başka bir bilimsel makale de ‘duygular bulaşıcıdır’ der. İçerisinde bulunduğumuz ortamdaki sosyal psikolojik durum ruh halimizi ve duygularımızı olumlu yahut olumsuz olarak etkilemektedir. Bunun en basit örneği, bulunduğunuz ortamda birisi esnediğinde diğerleri de esnemeye başlamasıdır. İsterseniz deneyin! Aynısı gülümsemek için de geçerlidir; hatta bununla ilgili olarak Christine Rabette tarafından 2003 yılında Belçika metrosunda çekilen sekiz dakikalık “Merci!” ismindeki filmi izlemenizi de tavsiye ederim.

Türk insanı olarak ziyadesiyle duygusal bir toplumuz ve çevremizde gerçekleşen olaylara kayıtsız kalmamız pek mümkün olmuyor; farkında olmadan çok çabuk etkilenebiliyoruz. Empati, günümüzde ‘kendini başkasının ayakkabısı içerisinde hissetmek’le tanımlanan bir kelime. Empati, yani eşduyum bir başkasının içinde bulunduğu durumu anlamaya ve içselleştirmeye çalışmak demektir. Lakin çoğu zaman bilinçsizce gerçekleştirdiğimiz empati süreci olumsuz sonuçlara sebep olmakta. Eğer yanan bir binadakileri kurtarmak için kendinizi korumasızca ateşe atarsanız, alevlerin arasındakilere yardımcı olmak bir yana, kendiniz de yanmaya başlarsınız. Böylesi durumlarda yapılması gereken öncelikli olarak işin ehlini durumdan haberdar etmek, yahut yanmayan özel elbiselerle önlem aldıktan sonra olaya müdahale etmektir.

Bu konuyu Leo Buscaglia bir kitabında çok güzel özetlemiştir; “Başkalarından etkilenmemek, iç huzurunuzu bozmamak ve hatta çevrenizdekilere huzur vermek için az konuşmayı deneyin. Şefkatli bir dokunuş, gülen bir yüz, dinleyen bir kulak ve dürüst bir kalp tüm çevrenizdekileri değiştirecek bulaşıcılıktadır.”

Sevgilerimle

Engin Enginer

Not: Bahsi geçen kısa filmi izlemek için;