Hayal-et

Hayal-etAŞK, özlem duyulan her daim, kişilerle vücut buldurmayı beklerken anlamını yitirdiğimiz.
Ilık, kırmızı, sarhoş… Kanımca kanımsı.
Elle tutulmaz, gözle görünmez fakat ellerinden tutarsın AŞK’ın ve gözlerine de bakarsın uzun uzun…
AŞK gitmez ve bitmez ama AŞK’ı giydirdiklerimiz biter ve gider.
Daha kırılgan ve güvensiz oluruz, karalarız bildiğimiz tüm aşk şiirlerini.
Kurtulmak ne mümkün AŞK benimleydi hatta bendi.
Tam da böyle demişken, hayallerde yaşanan bir AŞK masalı anlatacağım şimdi:

Bir Peri vardı bir zamanlar bir de Cas. Hayalleri vardı; hayallerde buluşurlardı.
Kimse anlamazdı onları onlar konuşmadan anlaşırlardı.
Gizemli bir saklambaç oyunuydu bu ya da uyanılmak istenmeyen bir düş.
Sihirliydi bu belliydi.
Özeldi; özenilendi.
Yaşamın keskin gerçekliğinde onlar çok saflardı, onlar yoklardı.
Bir gün gerçek olmak istediler ama korktular.
Gerçekler keskindi, bitirirdi.
Her güzel şey neden bitmeliydi; bitmesindi.
Hayaller çok güzeldi.
Ne zaman gerçek olmaya başladılar, o zaman büyüleri bitti.
Yıprandılar gerçeklerden; kırıldılar; kanadılar.
Gerçekler güzel değildi, aksine can yakıyordu insanlar.
Bulutlarda zıplayamıyorlardı; kumsalda dans etmiyorlerdı artık; yağmurda ıslanamıyorlardı; dünyayı beğenmeyip Mars’ı ziyaret etmiyorlardı.
Hayallere sığamayacak kadar gerçektiler artık ya da artık hayalleri yoktu.
Hayaller yoksa Peri de yoktu..
Bir gün usulca öptü Cas’i ve terketti hayallerini.
Çok kırılmıştı ağlıyordu.
YAĞMUR PERİSİYDİ O; ŞEHRİME YAĞMUR YAĞIYORDU.
Islanıyordum…

Melike Meral