196 okunma
ana sayfa > Tınaz Çokkeskin > Hayat; Sahne, Işıklar, Motor…

Hayat; Sahne, Işıklar, Motor…

Salı, 06 Eyl 2011

1005Biz insanlar, hayatı sorgulamaksızın, dilediÄŸimiz gibi yaÅŸamayı hiçbir zaman beceremedik. Nefes aldığımız her dakikayı “Neden-Sonuç” ikilisine mahkum etmeyi nedense bir görev bildik. O kadar zor muydu? Sorgusuz, sualsiz yaÅŸamak? Çok mu onur kırıcı bir ÅŸeydi bir olayda da; “Evet ben haksızım, kimsenin bu olayda bir suçu yok.” diyebilmek. Acaba onur sandığımız ÅŸey, hiçbir zaman itiraf etme cesaretinde bulunamadığımız, önüne geçilmez egomuzun, lunaparktaki illüzyon aynalarına yansımış sureti miydi? Ne zamandan beri yaÅŸanılan her mutluluÄŸun en kalın dilimini kendimize pay çıkarıp, her mutsuzluÄŸun faturasını da tek kuruÅŸ ödemeksizin çevremizdekilere, hayata çıkartacak kadar bencil olmuÅŸtuk?

Kaçımız tüm hayatını, tek bir “keÅŸke” kelimesini kullanmadan, artı ve eksileriyle doya doya yaÅŸayabildik? Bir ÅŸeylerin kıymetini anlamak, memnun olmak için hep onların zarar görmesini ya da hayatımızdan gitmelerini bekledik: Asla kulağımız, diÅŸimiz aÄŸrımadan onların hayatımızdaki önemlerini anlamadık. Asla gözümüze bir ÅŸey kaçıp, birkaç gün bandajla dolaÅŸmadan görmenin deÄŸerini anlamadık. Asla ayağımız alçıya alınmadan yürüyemeyen insanların neler hissettikleri konusunda bir düşünceye kapılmadık. Asla çocukken oyun oynadığımız bir anda çocuk olmanın deÄŸerini ve sevincini yaÅŸamadık. Bunun için büyümeyi bekledik. Asla sevdiklerimiz yanımızda, hayattayken onları ne kadar çok sevdiÄŸimizi yeterince söyleyemedik. Bunun telafisini onların sonsuz uykuda olduÄŸu yerde, onlardan hiçbir yanıt gelemeyeceÄŸi, yüzlerinde hiçbir tebessüm ifadesini göremeyeceÄŸimiz zamanda yaptık. Bir olaydan ders almamız için illa birilerinin ya da kendimizin acı bir tecrübe yaÅŸamasını bekledik.

Hiçbir zaman sadece nefes almaktan, gökyüzüne bakmaktan, daldaki bir çiçeÄŸi koklamaktan, Tanrı’nın çizdiÄŸi o kusursuz tablonun bir parçası olmaktan mutlu olmadık. Çünkü bizim için hep istenilecek ve sahip olunması gereken daha çok ÅŸeyler vardı. “Bir ÅŸey iyiyse neden daha iyi olmasın?” kaosunun içinde gönüllü olarak boÄŸulmak istedik. Biz insanlar için Tanrı; O’na ihtiyacımız olan her an yakarışlarımıza cevap vermesi gereken, sonsuz merhamet sembolüydü. Sesimizi duymadığına inandığımız zamanlarda O’na küsebilecek, “Neden?” diye sorgulayabilecek kadar kendi benliÄŸimizi, haddimizi aÅŸar olmuÅŸtuk. Hayatımızdaki her baÅŸarıyı, kendi patentimize alırken, her hayal kırıklığını da kadere yorarak, korkunun maskesini “cesaretle” takmaktan hiç kaçınmamıştık.

Olağanüstü bir mekanda, muhteşem bir senaryo ve kusursuz bir yönetmenin oynattığı filmin biz amatör oyuncuları: Bırakın dekorun rengi, kostümünüz, ışık, karşınızdaki diğer oyuncu gibi gereksiz detaylarla uğraşmayı. Siz sadece kendinize odaklanarak, sizden beklenen rolü en iyi şekilde oynamaya bakın. Bırakın bir sonraki sahnede ne olacağını. Şimdiki sahne sizin aslınız olsun. Bir sonrasını düşünürken onu kaybetmeyin. Ve asla unutmamanız gereken; filmin bir sonraki sahnesinde oynayıp oynayamayacağınızın garantisi olmayacak ve hatalı sahnelerin yeni bir tekrarı çekilmeyecek. Şimdi tüm bu konuştuklarımızı baz alarak bir seçim yapmanızı istiyorum:

“Her saniyenin kıymetini bilerek, gereksiz detaylara takılmadan elinden gelen en iyi oyunculuÄŸu sergileyerek, bir baÅŸyapıtın parçası olmak mı?”

“Bir önceki, bir sonraki senaryoya takılarak, ÅŸu an ki rolünü unutup, filmin sadece kısa bir karesinde yer alan figüran kalabalığından biri olmak mı?”

Hayat ve seçim sizin…

Tınaz Çokkeskin

Categories: Tınaz Çokkeskin Tags:
BeÄŸenmedimBeÄŸendim (+4 puan, 6 oy)
Loading ... Loading ...
yorumlar kapalı.