Hayatınız… Tercihleriniz… Peki Ya Siz?

Hayatınız... Tercihleriniz... Peki Ya Siz?Hayat; mutlak sona yapılan bir yolculuktur. Yolculuğun ne kadar süreceğine biz karar veremeyiz. Ama rotamızda küçük oynamalar yapabiliriz. Bir saniye sonrası bile garanti olmayan bu hayatta acaba kaç kere “gerçekten kendimizin istedikleri”ni yapabiliyoruz ki? Her kulvarda, çevremizin dayatmalarını kaderimiz gibi yaşıyoruz.

İyi bir okul bitirmek, kariyer yapmak, mutlu bir evlilik ve daha pek çok örnek verilebilecek bu eylemleri kendimiz için mi yoksa çevremizden takdir toplamak, kendimizi önemli hissetmek adına mı yapıyoruz? “Evet ben mutluyum.” dediğimiz olayların kaçında gerçekten mutluyuz?

Çocukken, birinin kızmasını ya da ne düşündüğünü umursamadan yaptığımız eylemlerdeki cesaretimiz, biz büyüdükçe küçülüyor mu?

“Elalem ne der?” bilinci, küçük yaşlardan beri benliğimize enjekte edilerek yaşayıp gidiyoruz. Gençken belki de fark edilemeyen bu faktörler, hayatın sonlarına doğru, bir sabah uyandığınızda, en güzel olmak istediğiniz bir günde, aynaya baktığınızda, yüzünüzde çıkan kocaman bir sivilce gibi karşınıza çıkıyor. İşte o zaman başlıyor; “Hayatım boyunca kendim için ne yaptım?” sorusu beyninizi kemirmeye…

Beş dakika daha uyumak adına ertelediğimiz saat alarmı gibi, hayatımızı da sürekli erteliyoruz. Hiçbir hastalığa yakalanmadan, kötü bir olay yaşamadan, “anı yaşama”nın önemini kavrayamıyoruz.

Mesela:

  • O gün canınız istemiyorsa; odanızı toplamayın.
  • Sırf “ayıp olur” diye görüşmek zorunda hissettiğiniz kişiyle değil, gerçekten mutlu hissettiklerinizle görüşün.
  • Haklı siz bile olsanız; kavgalı olduğunuz birini aramak aklınızdan geçiyorsa, gurur gibi boş egolara sığınmak yerine, onu arayın.
  • Yeni aldığınız bir parfümü, giysiyi kullanmak için; özel bir günün gelmesini beklemeyin. Alakasız bir zamanda, gecenin bir vakti mi kullanmak istiyorsunuz? Kullanın.
  • Sevdiklerinize, onları ne kadar sevdiğinizi söylemek için yarının olmasını beklemeyin ya da “Saat geç oldu yarın ararım.” demeyin. O an arayın. Kim bilir belki de o an siz de onların aklından geçiyorsunuzdur.

Herkes hayatında sevdiklerini zaman zaman üzebilir, ihmal edebilir. Ama bunun telafisini en kısa sürede yapmaya çalışın. “Öncekinde ben aramıştım. Şimdi o arasın.” gibi kronolojik hesaplardan kaçının.

Bunlar, aslında yapılması kolay ama uygulamaya gelince nedense pek de başarılı olunamayan püf noktalarıdır. Size ya da sevdiklerinize dünleri bonkörce bağışlayan hayat, yarınları bahşetmede o kadar da cömert olmayabilir. Zaman “tik tak” aleyhimize işlemeye devam ederken; “Keşke”lerinizin az, “İyi ki”lerinizin çok olduğu bir hayatınızın olması dileğiyle…

Tınaz Çokkeskin