Hepimize

HepimizeHer zamanki gibi yine bir şeyler de takılı kaldı aklım. Değerli bir dostumla konuşurken bana üç cümle kurdu. Üç cümle ama bir çok şeyi anlatıyor ya da tercüme ediyor. Anlayan olursa tabi… Bunun üzerine ben de ‘bir insan kendine zarar vermek istiyorsa tek bir şey yeterli, kendini kandırması’ dedim. İlginçtir ki etkilendiğini söyledi; aklıma ilk geleni söylemiştim aslında. Sonra bu konu üzerinde aklımdan kırk tane tilki geçmeye başladı. Bir şeyler yazmalıyım =)

Yine klişe cümleler ama hayat bazılarına değil kimseye adil davranmıyor. Birilerini seviyoruz, ayrılıyoruz, birileri ölüyor, birileri hayata geliyor. Kurulu düzende verilen rolleri yerine getirmeye çalışıyoruz. Ama ne de olsa insanız! Acıyı da, mutluluğu da dibine kadar yaşamasak olmuyor. Yeni bir ilişkiye başladığımızı varsayalım, geçmişten gelen acılarımız gözümüzün önünü tıkamış olsa da aralıktan bir yerden bakma cesaretini gösterebiliyoruz, ya bu oysa, ya beklediğim oysa, o benim kahramanımsa diye o kadar acıyı arkamıza alıp yeni bir şeylere adım atmaya hevesleniyoruz. Ee tabi ki hep aynı olacak diye bir şey yok, belki bu kez farklıdır, ve farklı olacak; çünkü diğeri gibi değildir hiçbir zaman, yüreğinin yangınına hep bir tas suyla gelir. Güzel şeyler duymaya hasret kalan kulaklarına hiç duymadığın cümleler fısıldar, Hiçbir göz sana öyle bakmamıştır ve hiçbir koku seni alıp cennete götürmemiştir. Abartıyoruz hep tabi ki, bir ilişkiden sonra karşımıza çıkan her insan diğerinden daha iyi olacaktır. Aslında hep aynılar, cümleler farklı sadece.

Biri cümlelerini kullanır, diğeri gülüşünü, öteki dokunuşlarını… Ama hepsi aynı, aşk da aynı, ayrılıklar da, acı da…

Her ilişkinin sonrasında kendini kandırma dönemleri, yeni yeni tecrübeler ama mutluluğa olan hasretin kocaman olup büyümesi…

‘Ben iyiyim, unuttum bile, kendi kaybeder, oysa bana ne de çok benziyordu.’ cümleleri arasına sıkışıp kalan ruhlarımız…

Kurduğumuz onca güzel hayallerin resetlenme dönemi. Yüreğinin derinliğine nakış gibi işlenmiş o güzel aşk cümleleri, bir daha duyamayacak olmanın verdiği üzüntü, geri dönmemek için aklının yüreğinde anlaşma çabaları, ve aşkın yine başına buyruk halleri… Bir cümlede, bir şarkıda, orada ya da burada yüreğin akla direnişi…

Her aşk büyütür insanı, hep aynı şeylerdir yaşanan, acı ya da tatlı. Oranı değişir sadece ama insan severken pek düşünmüyor yarını, sadece hayalleri içinde kaybolup gidiyor.

Kaptırmamak lazım aslında ama insan önceden kestiremiyor kimi ne kadar seveceğini. Sonrası önemli her ilişkinin. Bir şeyler bitse bile kendini kaybetmemek lazım. Her güne yeni bir güneş bahşedilmişken, her gün yeni bir umut olmalı.

Her yaşanmışlık ne kadar acı katmış olursa olsun yaşanması gerektiği için yaşanmıştır ve mutlaka hepsinin bir sebebi vardır.

Akışına bırak derler ya evet aslında öyle yapmak lazım. Her günü yaşayarak dolu dolu ya da uyuyarak ya da orada burada, hiç önemi yok… Bırak yarının sana, bana, bize getireceği her şey sürpriz olsun. Ne kadar ömrümüz kaldı kim bilir…

‘Şimdi beni niye bıraktı, sevmiştim oysaki, bunu haketmedim’ diyerek gözyaşlarına boğulacağına, çık dışarı ya da pencerenden bak, olmadı al eline kalemi kağıdı bir şeyler karala, o da mı olmadı son sesine kadar aç müziği eşlik et şarkılara. Bir dostunu ara, annenle ya da babanla konuş, etrafındaki insanların farkına var. Bu dünyada bir tek biz miyiz acı çeken ya da yalnız olan. En güzeli aç ellerini semaya dua et, bu kadar huzur veren başka ne olabilir ki!

O kadar anlamı olduğunu sandığımız bir çok şey için geçip giden zamanlar bize sadece pişmanlık verir. Bırakın bugün aklınız yüreğinize uymasın, daha çok çalışın, daha çok uyuyun, kitap okuyun, kahkaha atın…

Unutmayalım şuan nefes alıyorsak bu bize bahşedilmiş olan en güzel hediye ve kim bilir yarının bizlere ne sürprizleri olacak…

Yalnız değiliz hiç birimiz.
Kendimize inandığımız kadar biziz
ve biz bir çok kişiden daha iyiyiz.
İyiyiz çünkü şuan nefes alıyoruz
nerede, nasıl olursa olsun.

Hepiniz HOŞÇA-KALIN…

Kezban Şahin
Eylül 2010