397 okunma
ana sayfa > Tuğçe Büyükabacı > Her Gün Başlı Başına Bir Hayattır

Her Gün Başlı Başına Bir Hayattır

Çarşamba, 14 Eyl 2011

1027Gece bitmek üzere… Deyim yerindeyse; artık siyah iplik ile beyaz iplik birbirinden ayrılmaya baÅŸlamış. GüneÅŸ, ÅŸehrin doÄŸusundan doÄŸdu doÄŸacak. Çevrede inanılmaz bir sessizlik…

Her sabah olduğu gibi aynı saatte uyanmıştı. Şu sıralar, erken kalkma gibi bir zorunluluğu da yoktu. Ama o, sabahın bu saatlerini seviyordu. Balkon kapısına doğru yöneldi. Kapıyı açınca, hafif bir esinti saçlarını dağıttı. Hemen eliyle saçlarını sola doğru topladı.

Balkona çıktığı an, yeniden nefes aldığını hissetti. Her bir nefes alışının farkına vararak, soludu havayı. Dün, onun için ne kadar da yorucu bir gün olmuÅŸtu. Önce, iÅŸinden kovulmak üzere olduÄŸunu öğrenmiÅŸti. Sonra ise erkek arkadaşı ile sebepsiz bir tartışmanın içinde bulmuÅŸtu kendini. İpler artık kopma noktasına kadar gelmiÅŸti. Biraz vicdansızca olduÄŸunu düşünse de ÅŸu an için; iÅŸine daha çok üzüldüğünü fark etti. Çünkü bu erkek arkadaşıyla ilk kavgaları deÄŸildi. Son zamanlarda sebepsiz yere, bir çok konuda tartışmışlardı. Bu noktaya nasıl geldiklerini ise hiç anlamamıştı. Sadece gün be gün tükenmiÅŸlerdi. Azar azar, yavaÅŸ yavaÅŸ…

Dünkü kavgadan sonra da sevgilisi hiç aramamıştı. Kız iyice kendi düşüncelerine yoÄŸunlaÅŸtı. Acaba bitiÅŸ konuÅŸmasını, cesaret edip de ilk kim yapacaktı? Belki de hiç konuÅŸmadan böyle sessiz sedasız ayrılırlardı. Daha fazla birbirinden soÄŸumadan, kin duymadan… Oysa ki her ÅŸey baÅŸlangıçta ne kadar da güzeldi. Tatlı tesadüfler, birbirine iltifat etmeler, hoÅŸ sürprizler… Åžimdi ise, tüm bu güzelliklerden uzakta; bıkkınlık ve tahammülsüzlüğün sınırlarında birbirini zorlamaktaydılar. Artık sona gelmiÅŸlerdi ve zorlamanın da hiçbir manası yoktu.

Kız başını kaldırıp, ÅŸehrin uyanışını seyretmeye baÅŸladı. Kafasındaki düşüncelerden sıyrılmak ister gibi silkelendi. Åžimdi bitmek üzere olan aÅŸkından çok, iÅŸini düşünmeliydi. Åžirketin daralma politikası yüzünden, pek çok kiÅŸi gibi o da “iÅŸten çıkarılacaklar listesi”ne girmiÅŸti. Çıkışı ne zaman yapılır bilmiyordu ama iÅŸini çok seviyordu. Bu süre zarfında da nasıl bir yol izleyeceÄŸini belirlemesi gerekiyordu. Ah bir de bunu nasıl yapacağını bilse; ne kadar güzel olurdu!

Åžehri seyrederken, ansızın bir yansıma gözünü aldı. Bu, apartman camındaki doÄŸan güneÅŸin yansımasıydı. Cam alev alev yanıyordu sanki. Sonra, ÅŸehre bir daha baktı. Bir çok cam, alev almış gibiydi. Bir anda yenilendiÄŸini hissetti. Bir ÅŸey ona güç vermiÅŸti. Kızıllık gözünü alıyor; sıcaklığını ise yüzüne vuruyordu. Artık, ne yapması gerektiÄŸini anlamıştı. Kendi kendine mırıldanmaya baÅŸladı: “Onu hayat yolunda özgür bırakıyorum. Yolunun açık olmasını diliyorum. İşimin bitiÅŸi ise; bana daha güzel kapılar açacak biliyorum. Çünkü her gün bir mucize ve her gün baÅŸlı başına bir hayat.” Gözlerini yumdu ve derin bir nefes aldı. Sonra ise; Nietzsche’nin, ÅŸu satırları döküldü dudaklarından:

“Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.

Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum, okudum, anlamadım.

Kendi kendime konuÅŸtum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedim ki ‘söz ver kendine’

Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.”

Tuğçe Büyükabacı

BeÄŸenmedimBeÄŸendim (+4 puan, 6 oy)
Loading ... Loading ...
yorumlar kapalı.