Huzur Kaçışları

Huzur Kaçışlarıİçim küçük, içim dar…

İçimde benim bile zor sığdığım bir sal…
Ne kürek çekmeye derman ne de kıpırdayacak yer var.

İçim küçük, içim dar…

Aldığım nefes ne ki verdiğimin hesabını sorarlar.

İçim küçük, içim dar…

İçimde bir kuyu…
Kuyunun ucu görünür de sonu hayra mı şerre mi çıkar.

Yoruldum, yoğuruldum akreple yelkovan arasında. gel de anlat gecenin dört buçuğuna, zamanın su gibi akıp geçtiği anları; bazen gezinir de bir el pürüzlü bir tende, zaman da dört nala, havayı yırtarcasına koşan atlar gibi geçer gider.

Gece ağır, gece kasvet ve gece güne bilmem ki kaçıncı kere gözlerimin önünde merhaba demekte. Ölüm bir ömür kadar uzak; sessizliği bozan tütün sesinde, her nefes intiharın eşiğinde. Yüzüm yoksa bana ait olmayanı istemeye, gözlerimi her kapatışta hayalinin önümde salınışları niye.

Dalsın gözlerim deliksiz, rüyasız bir uykuya. yeter, birileri amin desin en derinden ettiğim şu duaya! içim küçük, içim dar, içimde dinmek bilmeyen yıkıcı bir fırtına. Uçurumun kenarında, gözleri sonsuz boşlukta; ben özledikçe düşmeyi seçer, kollarımın arasında kaybolmaktansa.

Bozma sessizliğimi nefesim yalvarırım! Huzurumun kaçışlarını senden bilirim. Yok içimde istek, kolumda derman bu uçsuz bucaksız bahçeyi talana.

Elif Yıldız