İçeceksin ama…

İçeceksin ama…İçki içmek iki buz parçası atıp kadeh tokuşturmakla olmaz.

İçeceksen, adam gibi içeceksin kadehte yansıman sarsıntıda olmayacak…

Ağzından çıkanı kulağın duyacak “en iyi adam içki masasında belli olur” lafıyla denk düşeceksin.

İçki içmenin de bir ağırlığı olacak kendince “hoş” ama karşındakilere de “boş” bakmayacaksın.

Öyle olmadık lafları “meze” yapmayacak, mezenin de bir tadı tuzu olacak bileceksin.

Güleceksin, kahkahaların geçmişe resti çekmiş olacak. Ağlayacaksın gözyaşların yeniden ayağa kaldıracak…

Öyle, “onun”, “bunun” hakkında ileri geri konuşturacak kadar harcatmayacaksın dostunu da düşmanını da, eğer adabınla içeceksen haddini de bileceksin…

Konuya siyasetten gireceksin, baktın ülkeyi kurtaramıyorsun ayık kafayla, “zaten…” deyip hayatının mazisine dalacaksın en derininden.

“Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım…” parçasına eşlik edecek mazin, iki damla da gözyaşı akıtacak geçmişin.

Geçmişinden ayrılacak, geleceğinden konuşmaya başlayacaksın “birileri var gelen, birileri var hep giden” diyeceksin, o gelenleri gidenlerle bekleyeceksin…

Hep hüzünlenecek değilsin ya “en kötü günümüz böyle olsun” dostlar deyip, kadehleri kaldıracaksın.

En güzel şarkılar eşlik edecek en güzel anlara, içelim dostlar! Şimdiki zamana, ne geçmişte kalmaya ne de geleceğe bakmaya şimdiki zamana içelim “beraberliğimize…” diyeceksin.

Her içkinin bir masası her masanın bir ağırlığı vardır bileceksin. Bazen de, şişe de durduğu gibi durmuyormuş demeyi de kendine öğreteceksin.

Kısaca;

En kötü günümüz böyle olsun aşka sağlığa, dostluğa derken kimlerle kiminle dediğine dikkat edeceksin. Kaldırdığın her kadehin bir anlamı olacak ki sende “anı” değil mazisi kalabilsin.

İçmek için içmeyeceksin, içkinin bir bahane olduğunu dostlarınla kadeh kaldırırken göreceksin.

Ece Çekiç