Kadındı…

Kadındı…Önce sessiz bir çığlıktı haykırışları hiç duyulmamış…

Sessiz soğuk bir kayboluş, anlaşılamayan koca bir boşluktu…

Çok yıprandı çok titrek kaldı, çok korktu belki de yüzüne bilenen en derin en ifadesiz izler onundu…

Çünkü kadındı…

Korkunun sessizliğe boğulmuş haliydi…

Konuşturulmadı hep sustu!

Bir şeyler söylemeye hakkı vardı elbet! Ama hep unutuldu…

Kaçmak isterken hep vuruldu hep korktu…

Çünkü kadındı…

Hep yalnızdı, yalnızlığından da yakındı, güzel kelimelerin cümlesi olamadı hep buruktu hep kırıktı…

Hep yanlış anlatılmış hep yanlış yazılmış, hep yanlış söylenmişti.

Anlaşılmaya çalışılmadı hep “eksikti” hep “ne bilirdi” o yüzdendi anlayamamaları…

Giderse! Dönemezdi…

Terk ederse! Göremezdi…

Hakkını ararsa! Bulamazdı…

Kadındı ya…

Şiddetin en acımasızlığına mahkûm edilen, duygularına tecavüz edilen…

Hep kadındı ya o yüzdendi kendilerini gizlemeleri belki de…

Çığlık atsa duyulurdu belki, sessiz çığlığı daha içtendi işte…

Kimse “duymadı”, “bilmedi”, “görmedi” bu yüzden kadındı ya zaten…

Kim ne derdi kim ne düşünürdü… Önemi vardı onun için çünkü sığınağı yine kendisiydi…

Öyle duydum denilirdi… Öyle görmedim denilemezdi ya bir türlü…

Ve en acımasız en vicdansız duyduğuyla şiddetlenirdi ya işte…

Kalakalırdı öylece, geçmesini beklerdi “o” anın ve yaralarının…

Ruhu derindi kalbi derindi, yalnızlığı sessizliği derindi korkusu en derinindeydi…

İdam edildi doğrular… Yanlışlar kendilerine göre doğruları sayıldı nasıl bir zihniyetti ki en yanlışlarından en doğruya bu varmışlık hali bu en “kötü” hal değil miydi?

Kadına yönelik şiddet artıyor…

Fiziksel şiddet, duygusal şiddet, ekonomik şiddet, cinsel şiddet ve daha fazlası…

İstatistikler her şeyi açık ve net bir şekilde kendini gösteriyor…

Sessiz çığlıkların gizlenmiş anların belgesini taşıyor…

Ece Çekiç

Fotoğraf: eyma