Kırık Bir Cinayet

Kırık Bir CinayetÇatılara yeni başlıklar koyalım
Yanıldık
Dün gece bir cinayet işlendi
Hierapolis’i vurdular
Sokaklarda çığlıklar

Seni bağışlayacağım
Kırık bir seda kalacak urganlarda

Siz geçti sanırdınız
Günü bekçi edinirdi sazım
Yargıç amansız bağırırdı
Bundan sonra yokum
Cepleri delik bir yoksulum
Dünya kahpedir
İnsanlar ondan da kahpedir
Herkesi derin bir sessizlik kusturdu
İzbe bir yorgan üstümde çul çul oldu

Seni bağışlayıp
Kendimi asacağım

Irmaklar içinde yıkanacağım
Beni kim vurduysa susup
Ölüme yolculayacağım
Oysa ellerim ellerinde avuçlarını
Öperdin koklardın
Bir Anka efsanesi yazardı o anı
Öpüşlerin kanatsız bir çıbandı
Batardı bileklerime
Nefesim kalmaz kanardım

Sağaltırdım kendimi
Seni bağışlar
Yurdumu ocağımı arardım
Dönüp dolaşıp sende karardım
Gökyüzü telaşsız ağlardı bize
Bilmem hangi yüz yılda görüşeceğimize
Aklım almaz kin tutardım
Yıldızlar da telaşsız umutsuzdu anlardım

Hierapolis’i kim vurdu
Bir kindi içimde kustu
Durup aynada kendime sustum
Sonbahar geldi
Yoktun
Kış gelecek geçecek yoksun
Kırık bir saz gibi kulağımda tınlayacaksın
Kırgın bir tümce adını haykıracak
Dizlerimde senin yerine onlar ağlayacak

Lokmalar boğazımda
Bir babam ölse tıkardı
Ve sen içimde çöreklenen bir çıbandın
Daha evvel tanımadığım bir yabandın
Zamansız süzülen bir yılandın
İçimde yoksul kalmış bir yalandın

Yargıç bağırdı
Hierapolis’i kim vurdu
Çatısında kim durdu
Durup da kendini vurdu
Derme çatma
Dikildim baktım kaygısız
Hierapolis’i ben vurdum
Vurduğum da kendi yurdum
Çatılara yeni yollar sordum
Yanıldık aldandık dedi

Seni bağışlayıp
Kendimle soldum

Özlem Özler