Koyun Olmak mı Kolay, Sürüden Farklı Olmak mı?

Koyun Olmak mı Kolay, Sürüden Farklı Olmak mı?”Dünya üç beş bilgisizin elinde
Onlarca bilgi güya kendilerinde
Üzülme; Eşek Eşeği beğenir:
Hayırlar vardır sana kötü demelerinde.”
,
demiş Hayyam rubaisinde… Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi… Herkesle uzaktan hoş beş edip geçmeli… Can gözünü açınca görüyor ki insan… En büyük düşmanıymış en çok güvendiği… Hayyam’ın bu zamanlar diye bahsettiği zamanlar 15. yüzyıl. Ya şimdiki zamanlarda yaşasaydı Hayyam bu şiir artık ne vahim bir hale gelirdi… Ama insanı ne zaman yıldırabiliyor hayattan, ne de yediği kazıklar yeniden güvenmekten, sevmekten… Hayyam da yılmamış hiç bir zaman sevmekten…

Milletçe sürü psikolojisinden kurtulamıyoruz. Tıpkı koyun gibi illa ki bizi güdecek bir gücün peşinden koşuyoruz. Neden her şeyimiz aynı, hep birbirimize benziyoruz? Aslında bu sorunun yanıtı kendi içinde saklı bence. Neden her şeyimiz aynı, çünkü farklı olduğunuzda ötekileştiriliyorsunuz…

Eğer farklıysanız, farklılıklarınızı kamufle etmek adına çok uğraş vermeniz gerekiyor… Bu durumda iki seçeneğiniz var ya aynı olmak, sürüye katılmak ya da farklı olmak bunu kamufle etmek…

İki seçenek de zor… Çünkü farklıysanız, farklısınızdır… Bunu değiştiremez, seçemezsiniz. O zaman hayat sizin için daha da zorlaşır, sürüye ayak uydurmak bir işkenceye dönmeye başlar ve toplumdan, sürüden kendinizi dışlarsınız. Gün geçtikçe kamuflaj da zorlaşır, kendinizi gizleyemez, maskelerden bunalırsınız…

Düşünce ve davranışlarını belli bir çerçeveye kilitliyor ve onun içinde yaşıyor insanlar… İçinde bulunduğu sosyal çevrelerle aynı tarz konuşmaya, düşünmeye, aynı şekilde eğlenmekten, aynı tarz giyinmeye kadar kendilerini aslında onlara empoze edilen yaşam tarzının içinde buluveriyorlar. Zamanla, özünü sorgulamadan bütün bunların tesis ettiği değerler ve inançlar penceresi oluşturup, hayata o pencerenin ön yargıları ile yaklaşılıyor… Farklı düşünen, davranan, konuşan insanları yadırgayıp, farlılıkların getirdiği zenginliği görebilmek yerine dışlamaya ve hatta mümkünse kendilerine benzetmeye çalışıyorlar.

Kendine özgü olmayı, kendi güdülerini törpüleyerek sosyal kaygılarla potansiyelini, derinliklerini keşfetmeyi, kendi kendine engellemeye başlıyor insanlar. Sonrada farkında olmadan kaplumbağanın sırtındaki kabuğu benzeri bir “konfor alanı” yaratıp, meydan okuyacağımıza kendimizi kabuğumuzun içine çekiveriyoruz.

Yaratıcılık, evrimin kendi kendini devam ettirme içgüdüsünün bir uzantısı. Doğaya ayak uydurmanın ve hatta onunla başa çıkma çabasının bir neticesi. Sonuç olarak yaratıcılık özümüzde var. Ancak zaman içinde çok çeşitli sebeplerle “unutuyor ya da unutturuluyoruz”. Önce dış etkenlerden etkileniyor sonra da bunları içselleştiriyoruz.

Tek çözüm kalır geriye, tek seçenek… Kaçmak ve maskesiz yaşamak. Farklılaşmak, ötekileşmek, dünyaya diğerlerinin bakmış olduğu pencereden bakmayı reddedip kendi pencerenizi açmak… Mış gibi yapamaz, kendinizden kaçamazsınız… Koyun olmak mı kolay, sürüden farklı olmak mı?

Evren Kır