Mavralar

MavralarKalbimin üstünü nasıl işgal ediyor bu kement
Vurgun bir ortaçağ senfonisi kulaklarımda
Ellerimde yarım kalan tutuşların
Ağustos bitmiş, eylül gelmiş geçmiş
Mavralar kulaklarımda
Ekim de yitip gidermiş!

Sensiz geçirdiğim kaçıncı kıvranış
Uzlaşamam kendimle
Yırtık bir dilenci vurur bileklerimden
Tut ki kanser olmuş omzumdan aşağı bir tırmanış
Bizden kalan bir leş saç tellerimde

Ertesi günler daha ertesi
Solarken iç çekişlerim
Hep bir külfetli başkaldırı
Yıldızlar aynı notalardan parlar
Her gece mi kederden yaslar
Delik deşik bir senfoniyim
Sevilmiş, alınmış, aldanılmış
Saydırmayın bana
Ayalarım yiter havralara
sızlıyorum…

Tut ki kanser olmuşum
Hâlim vaktim de yerinde değil
Sefalet kol gezer
Üstüm açık
Saç tellerim dizlerime dağılmış
Sefil bir dilenci bakınmış
Uçlarında kan,
Safran
Saydırmayın bana mavralar
sızlıyorum…

Daha dündü
Mayısında
İşgal edilmiş bir dilenci vurdu beni
Kulakları kesik,
Elleri kırık,
Eksik etekli bir deli.
Kalbimde bir direniş, bir işgal
Sağaltmadı yaralarımı
Merhem sanmışım
Vurdum en derinden yerini
Mavralar kulaklarımda ezik bir toros
sızlıyorum…

Mayıs, haziran; aylar, yıllar
Hariçten gelip geçti
Ekim, kasım ne fark eder
İşgal edilmiş bir Paris valsiydi
Sanmıştık ki sevmek bu
Karasal iklimlerde volta atmışız
Kementler yine benim üzerimde
sızlamışız..!

Yırtık bir dilenci
Açmış, bakmış
Acımış bana
Kendi acınmışlığıyla.
Alıp sarmalamış
İşlemez yaralarımı
sızlıyorum…

Yasaklı bir mülteciydim ülkemde
Nergis olsa boğulurdu gölde
Ben nergis değildim boğulmadım o gölde
Durdu, baktı, baktı
Bir safranı yüzünden tanırım, dedi.
Çaldı hariçten mavralar
Kahkahalarla güldüler
Yırtık dilenci pek bir şaşırdı
Aldı tuttu içimden
Yarama tuz bastı
Attilla’dan yana hep ağlardı
sızlardık…

Bak dedi burası yanardağ
Bak dedi burası yıldızlar çağı
Bir ikilemim ben tırnak aralarında
Ya kavrulursun yanardağ ağzında
Ya dilenirsin yoksul zamanlara
sızlıyorsun…

Sevmek yarım ağızda bir tümce
Eksiklik yürekte miydi?
Hariçten mavralar çalma diyorsun
Dilimde eski bir şarkı
sızlıyorsun…

Daha dündü
Mayısında
Alnının şakağı alnımda
Attilla’dan yana ağlardın
Baktı baktı tuttu elimden
Yitirdiğim şarkı düştü dilimden
Yıkıldı kement
Aldım
Yarama tuz bastım
sızlıyorum..

Özlem Özler