Misafirhane

MisafirhaneFarkındalık kavramı bambaşka bir olgu. Öncesinde Algıda Algısızlık yazımda da nispeten değindim bu konuya. Okumak gerçekten önemli. Okuma alışkınlığı olmayan insanlar neler kaçırdıklarını bir bilseler…

Farkındalığa sahip olmak pek de kolay olmadığı gibi; aşamaları da mevcut. Siz farkındalık sahibi birisi olarak doğru yolda gittiğinizi düşünürken, aslında yolun olmadığını farketmeyebiliyorsunuz bile.

Üstelik yalnızca farkındalık sahibi olmak da uygulamaya geçmek için yeterli değil. En basit örneği; sigaranın zararlarını en iyi bilen meslek grubu olan hekimlerimizin ne yazık ki büyük çoğunluğunun sigara kullanıyor oluşu.

Oysa biz farkındalıklarımızı artırmak yerine çoğunlukla kulp uydurmayı tercih ediyoruz. “Sigara içmek zararlıdır biliyorum ama …” ile başlayan cümleler peşi sıra geliyor. Din, siyaset, insan ilişkileri, zararlı alışkanlıklar, konu her ne olursa olsun; kişi yapmak istedikleri doğrultusunda kuralları esnetip kendisine göre uyarlayabiliyor.

Günlük hayatımızda sıklıkla karşılaşabiliyoruz bu durumla. Siz yüzde yüz haklı olduğunuz halde kazanan karşı taraf oluyor. Bunu sağlayan şey ise o konuda karşı tarafın farkındalığının sizinkisinden fazla oluşu denebilir. Kazanmasını sağlayan; daha farklı açılardan bakmayı başarabilmesi veya sandığınızın aksine gerçekten de haksız olmanız olabilir.

Şimdi gelelim bir sonraki aşamaya; aslında özünde haklılık veya haksızlık, doğru veya yanlış olma diye bir durum da yok. Ne demiş Mevlana; “Yanlış ve doğru davranmayla ilgili fikirlerin ötesinde bir yer var. Seninle orada buluşacağım.”

Yargısız olabilmeyi başarabilmek önemli, önemli olduğu kadar da zorlu bir süreç. Günlük yaşantımızda olaylara farklı açılardan bakmayı denediğimizde önyargıların günümüzü ne kadar da zorlaştırdığını daha iyi göreceğiz.

Ben, bizzat ciddi önyargıları olan ve dünyaya eleştirel gözlerle bakan birisi olarak farkındalık sahibi olma sürecinde geçtiğim aşamaları düşündüğümde hayrete düşüyorum, ki farkındalık artıkça inanın sizi şaşırtacak durumlar gittikçe azalıyor.

Yaşam zaten yeterince zor, neden insanlar el ele verip hayatı kolaylaştırmaya çabalayacaklarına diğerlerine önyargıyla yaklaşarak bazı şeyleri daha da zorlaştırıyorlar ki… Lütfen ‘ama’ içeren cümleleri azaltmaya, kendimiz ve çevremiz için hayatı kolaylaştırmaya çalışalım. Unutmayın, iyilik karşılık beklenmeyen bir tutumdur. İnanın eğer gerçekten yüreğinizden gelerek yaparsanız verdiğinizden fazlasını alacaksınız.

Engin Enginer

Misafirhane

İnsan kısmı bir misafirhane, / Her sabah yeni birisi gelir. / Bir sevinç, bir bunalım, bir zalimlik, / Aniden farkına varmak bir şeyin, / Hepsi beklenmedik misafir. / Hepsini karşılayıp eyle! / Evini vahşetle süpürüp, / Bütün mobilyalarını boşaltan / Bir kederler kalabalığı bile gelse. / Her geleni alnının akıyla misafir et. / Olur ki yeni bir zevk getirmek için / Boşalttılar evini. / Karanlık düşünce, utanç ve garez, / Hepsini gülerek karşıla kapıda / Ve buyur et içeri. / Minnettar ol her gelene / Kim gelirse gelsin. / Çünkü bunların her birisi / Öte taraftan bir kılavuz / Olarak gönderildi.

Mevlana