Nefes

NefesEnginDergi mart 2010 yazımda, her şeyin başı sağlık demiştim ve bir parça bağışıklık sisteminin önemini vurgulamaya çalışmıştım. Bağışıklık sisteminin dengesini bozan belli başlı unsurlar arasında da anksiyete sorunları yatmaktadır. Anksiyeteyi yersiz baş gösteren, dengesiz kaygı durumu olarak tanımlamak mümkün. Başlıca anksiyete sorunları arasında da fobiler, panik atak ve okb (obsesif kompulsif bozukluk) yer alır.

Yükseklik korkusu olan birisinin yüksek bir yere çıkması, hatta yüksekte duran birisini görmesi; panik atak rahatsızlığı olan birisinin bir tehlike karşısında, hatta bir sebep bile olmadan ölüm kaygısı taşıması anksiyete sorununun bir sonucudur. OKB’de ise kişi özellikle stres ile tetiklenen takıntılı düşünceler ve bunları gidermeye yönelik bazı eylemler gerçekleştirme zorunluluğu hissetmektedir. Simetri, düzen sorunu, temizlik hastalığı, sayı sayma gibi durumlar okb’de sık görülen sıkıntılar arasındadır. Her şeyden önce kişide yoğun bir kontrol çabası vardır.

Temel insan psikolojisi, herhangi bir tehlike karşısında hormonal düzeni harekete geçirerek kendisini duruma adapte etmektedir. Normalde faydalı, hatta yaşamamız için şart olan bu sistem, anksiyete bozukluğu söz konusu olduğunda sürekli tetiklendiğinden dengesi bozulmakta ve vücudun genetik yatkınlığı bulunan organ ve sistemlerine zarar verebilmektedir.

Günümüzde bozulan sosyo-ekonomik şartların doğurduğu olumsuz sonuçlar ve beslenmenin kalitesizleşmesi sağlık sorunlarında ciddi artışlar yaratmaktadır. Anksiyete de bu olumsuz şartlarla daha çok tetiklenen ve sonrasında hastalıkları tetikleyen bir sorundur.

Anksiyete ile başa çıkmanın yolu bir psikiyatriste gitmek olduğu halde toplumumuzun konuya bakış açısından ötürü bir çok kişi alkol ve sigara gibi yollara başvurarak stres ve kaygısını geçici olarak baskılamayı seçmektedir. Bu da başka bir çok hastalığın kapısını açmaktadır.

Öncelikli tavsiyem nasıl 6 ayda bir düzenli olarak diş hekimine gidilmesi gerekiyorsa aynı şekilde belirli aralıklarla ziyaret ettiğiniz bir psikiyatristinizin de olması gerektiği yönündedir. Sonrasında anksiyeteyi tetikleyen unsurlardan bir nebze olsun sıyrılmak için düzenli nefes egzersizleri yapmanızı öneririm. Düzenli nefes alıp vermek çoğunlukla gözardı ettiğimiz ancak sağlığımız için oldukça önemli bir unsurdur. Her gün uyanınca şifa niyetine bir bardak su içmek ve ardından pencereyi açıp derin derin nefes almak kendimiz için yapabileceğimiz küçük ama etkili bir uygulamadır.

Reiki, yoga vb. tüm zihinsel ve bedensel disiplinlerin kökeninde aslında temel nefes egzersizleri yatmaktadır. Gün içerisinde kendinizi bitkin hissettiğinizde, başınız ağrıdığında ya da moraliniz bozulduğunda dik durup derin derin nefes almayı deneyin. Stres altında olduğumuzda çoğunlukla nefes alışverişimiz biz farkında olmadan yavaşlar, vücuda ve beyne giden oksijen miktarı azaldığı için de hem fiziksel hem de ruhsal açıdan kendimizi daha da kötü hissetmeye başlarız.

Doğru nefes alabilmek de önemlidir. Bunun için arama motorlarına nefes egzersizleri yazarak araştırma yapabilir, mevcut görüntü dosyalarından faydalanabilirsiniz.

Nefesin yaşamımızda tahmin ettiğinizden de önemli bir yeri var. Oksijeni bol bir sayfiye yerine gittiğinizde normalde 8 saat uyuyorsanız 5-6 saat uykunun yeterli geldiğini farkedersiniz. Eğer uyku apnesi gibi horlamanıza neden olan sıkıntılarınız varsa sabahları dinlenememiş, hatta daha yorgun uyanırsınız, bunun da nedeni yine gece uyurken yeteri miktarda oksijen alamamış olmanızdır. Sağlıklı bir uykunun anahtarları yine düzgün nefes alıp verebilmektedir.

Hayatımızın başlangıcının ilk nefesimizle vuku bulduğu ve son nefesi vermenin ölüm anlamına geldiği düşünüldüğünde nefes alıp vermek gibi basit bir eyleme gerektiği önemi vermeye başladığınızda; gün içerisinde aklınıza geldikçe bile olsa üçer kez derin ve ‘doğru’ nefes alıp verdiğinizde yaşamınızda bir şeylerin değişmeye başladığını göreceksiniz.

Engin Enginer