Çevremizde algılayabildiğimiz her şeyin, bir rengi vardır. Görebildiğimiz her renginde, bir dalga boyu. Peki, renkler sadece alacağımız bir kıyafette tercih nedenimiz mi? Yoksa daha fazlası mı var? Size şunu söyleyebilirim ki; bu yazıyı okuduktan sonra, renklere daha farklı bir gözle bakıp üstünde biraz daha fazla düşüneceksiniz.
Az önce, her rengin bir dalga boyu olduğundan söz etmiştik. Son zamanlarda yapılan deneyler sayesinde, artık her dalga boyunun da bir insanda karşılığı olduğu biliniyor. Bu şu anlama geliyor: devamını oku…
Kendinize bakın, dinleyin. Manevi dünyanıza ne kadar yakınsınız. Oradan uzaklaştığını mı düşünüyorsunuz yoksa. O zaman tehlikeli sulardasınız. Şimdi geri dönün ve kendinize biraz daha yaklaşın. Sessiz olun. Şşşşşş…
Durun; kendi kalp sesinizi duyuyor musunuz??? Biraz rahatlayın… Ohhh deyin. Nefes alıp, verdiğinizin farkına varın. Ve şükredin. Bu size iyi gelecektir. Şu an biraz rahatladınız değil mi? Şimdi biraz müzik, belki bir fincan kahve. Pencerenizi açın ya da balkona çıkın. Sakinlik ve huzur… Kısa bir süre içe dönüş size nasıl iyi gelecek? Deneyin en azından. Rutin yaşamda belki defalarca tekrarladığımız olaylar bunlar. devamını oku…
Amerika seyahatim boyunca nice güzel doğa görüntüleriyle karşı karşıya kaldım, ama hiçbiri Dünya’nın neresinde olursa olsun; içinde gerçek insanlık ruhunu ve güzelliklerini tanışan insanları tanımak kadar anlamlı değildi…
İşte sırf bu nedendir ki; son durağım bu samimiyetine inandığım arkadaşım Brenda’yı ziyaret etmek oldu. O bilinmezliğin içindeki yolculuk, sevdiğiniz bir insanın gülümsemesiyle nasıl da son buluyor!
Genç yaşımda anlıyorum ki; bazı insanlar kendi kimlerinden çok daha üstün bir kimlik taşıyorlar. Bunun adı dünya vatandaşı kimliği. devamını oku…
Benim hayallerim vardı pudra rengi her insana uyan…
Hayallerim toz zerreleriymiş demek ki;
değdiği yerde durmayıp uçan,
dans ederken yeni yüzlere konan sonra tekrar savrulan..
Hayallerim şeffafmış belki de..
Sabahtan kalma bir goncanın üstündeki çiğ taneleriymiş,
su berraklığında coşkun bir esintiymiş, omuzlarımı saran.
devamını oku…
Konuşacak ne çok şey vardı bitirmeden önceydi…
Birazı yalan birazı gerçekti inanmak gibi yapmak en içten samimiyetsizliğimdi…
Baktık görür gibi hissetmiş gibi en hissiz halimizdi gerçeğin en içtensizliğiydi
Bilmediğimiz ne kadar çok yalanımız varsa, gerçekmiş gibi yaşadığımız…
Ne hislerimizdi ne de kendimiz bu kadar “yabancı” daha çok yalancı!
Sebepsiz yanlışlıklar peşinde koşarken yaşamaya takatimiz kalmamışçasına…
devamını oku…