“İnsan Alışkanlıklarının Çocuğudur…” İbn-i Haldun
İnsan bazen kendini özlüyor. Alışkanlıklarını, tutkularını… Burnunun direğini sızlatıyor tutkusunu yapmamak. Yine de burnunun direğinin sızlamasına ses çıkarmıyor kişi. Her ne kadar gücüne gitse de bu durum, engelleri ortadan kaldırmak için herhangi bir girişimde bulunmuyor. Her şeye muhalefet olan, sürekli eleştiren taraflar gibi sadece isyan ediyor, problemlere çözüm getirmiyor. İş burada kişinin kendi iradesine kalıyor. devamını oku…
Hayatın tek bir amacı var olduğunu söylüyor Aykut Oğut, bununla da kalmıyor evrenden torpili olduğunu iddia ediyor. Seveceğimi sezinlediğim bir kitabı bulmanın hevesiyle yorgun argın iş çıkışı, kitabın iç kapağına sihirli tarihi giriyoruz: 21.04.2009
29. sayfaya yelmiş bulunmaktayız, tanrı evrensel iletişimde kullanılmak üzere bir dil yarattı. “Buyrun bakalım şimdi biz tanrıyız ve nasıl bir sistem geliştireceğiz.” :)
Otobüsteyim ve yorgun bir şekilde kitabımı okuyorum. Bir Tanrı olarak sıradan insanlarla otobüse bindiğim için çok alçakgönüllü olmalıyım. devamını oku…
Günlük yaşantımızda, bir sürü işle meşgul oluyoruz. Yemek yiyoruz, yürüyoruz, konuşuyoruz. Bu tür otomatik aktivitelere ek olarak; daha karmaşık işlerle de ilgileniyoruz. Algılıyoruz, ayırt ediyoruz, karar veriyoruz. Peki, bu kadar meşakkatli işlerle uğraşırken size yardım eden kim? Tabi ki, sizi hiç yalnız bırakmayan beyniniz.
Beyin, gizemi tam olarak çözülememiş bir bilgi yumağı aslında. ‘‘Gizemi çözülememiş’’ diyorum; çünkü beynimizde 100 milyonu aşkın nöron olduğu tahmin ediliyor ve her bir nöron da kendi gibi olan nöronlarla 10.000 bağ yapabiliyor. Tabi, bu kadar çok bağlantıda varken; devamını oku…
..Sert plastikten yapılma 206 direksiyonunu tutan elleri istemsizce terliyordu. Gözleri kısılmıştı; yaz ikindilerinin yolda olmak için iyi saatler olmadığını düşündü, hele de güneşe karşıysanız.. çok geçmeden görüşünü asıl engelleyenin, gözbebeklerinde biriken ıslak bulut olduğunu farketti; belli etmeden savuşturmaya çalıştı… Daha sıkı tuttu direksiyonu, destek alması gerekti..
..”yürürüm ipte.. ağım yokken hem de.. kopkoyu içim inan çok çalıştım bu kalpsiz dünyayı sevebilmek için”
..yan gözle baktı; kızın gözü camdan dışarıdaydı. hiç umursamaz bakışları bitmeyecekmiş gibi uzanan yola akıyordu.. orada yok gibiydi. devamını oku…
“Çocukluk ne zavallıca bir şeydi, düz bir çizgi çizebilmek için yılların geçmesi gerekiyordu.”
Oğuz Atay
“Şimdiki çocuklar/gençler çok saygısız, çok terbiyesiz!”
Peki ya, o çocuklara/gençlere saygıyı, terbiyeyi kim öğretti? Kim öğretiyor? Senin her gün selam verdiğin, beraber çalıştığın, arkadaşın, dostun, ahbabın o şikayet ettiğin çocukların/gençlerin anası-babası. Anne, babasından memnun olup da çocuğundan şikayet etmek biraz garip değil mi? Kaldı ki, saygı da terbiye de zamana ve kişiye göre farklılık gösteren kavramlar. Dolayısıyla, birinin saygısızca bulduğunu diğeri çok da normal karşılayabilir, değil mi? devamını oku…