Bir yerde okumuştum erkekler, kadınlardan daha çok aşk acısı çeker diye. Külliyen yalan! Siz hiç gördünüz mü, eve kapanıp kendini yemeğe veren, her şarkıda usul usul ağlayan, kendini karılı kızlı ortamdan uzak tutan erkek? Göremezsiniz. Önce aşık ederler kendilerine, sever gibi yaparlar, sonrada “Sana aşığım sandım, affet, hoşça kal” diyip terk ederler. Geriye bir tek siz ve paramparça kalbiniz kalır.
Ayrıldıktan sonra en zor gün ertesi gündür. Alışmışsınızdır, telefonu açtığınızda; ondan gelen “Günaydın sevgilimmm” mesajıyla güne başlamaya. Kahvaltı bile edemezsiniz. devamını oku…
Her yetişkinin hayatında iki büyük aşk öyküsü vardır. Birincisi karşı cinsin sevgisine ulaşmanın öyküsü; ikincisi de dünyanın takdirine, saygısına ulaşmanın, bir statü edinmenin öyküsü…
Hepimiz dünya üzerinde kendimize bir yer edinmek isteriz. Kendimize açacağımız bu yerle ilgili endişeler vardır kafamızda. Kim olursak olalım, hangi sosyal sınıfa ait olursak olalım, yeterince iyi bir statüye sahip olduğumuzdan tam olarak emin olamadığımız zamanlar olur. devamını oku…

EnginDergi’nin yirmi üçüncü sayısı yayında…
devamını oku…
Evine doğru hızlı adımlarla ilerlerken rüzgarın serinliği yüzünü okşuyordu. Nefes almak için durdu. Epey yol yürümüştü ancak yokuş çıkmak yoruyordu artık, dizleri de eskisi kadar sağlam değildi. Havanın kokusunu içine çekerek başını gökyüzüne kaldırdı ve her zaman yaptığı gibi Ay’ın güzelliğini seyretti bir süre.
Yine bir dolunay akşamı içi içine sığmıyor, düşünceden düşünceye atlıyor, devamını oku…
Bugün yeni bir haftanın başlangıcı, her şeyden öte yeni bir gün. İnsanın, kümesine çekilip huzur içinde yaşaması içinden geliyor.
Ama bununla bir birlikte dışarıda bekleyen hayat ve ruhumuzu besleyecek gıdalar için adım atmamız gerekmekiyor.
Kolay değil insan kapıdan çıkmadan önce kafasını uzatıp etrafa bakmak istiyor. Kolay değil çünkü her bilinmeyen insanın midesinde bir ikilem oluşturuyor. devamını oku…