Perde

PerdeBir yönetmenden “perde” diye bağırmasını beklemeden hemen hemen herkes rollerini oynamaya başlıyorlar. İçlerine dönüp baktıklarında yansıttıkları kendileriyle, konuştukları içsesleri ne kadar benzerler? Belki de bu farkı görmemek için kendilerini dinlemeyi de bırakmışlardır. İyi bir özellikmiş gibi umursamaz olmak, önemsememek övünülecek bir değer haline geldi.

PerdeCesaret ise filmlerde kaldı sanki. Düşüncelerinden kaçan, kendinden kaçan insanlar dolu çevremde… Giyimler, beslenme, eğlence kültürü, müzik ve daha bir çok benzerlik aynı fabrika çıkışlı sanki… Herkes farklı olma çabası içinde birbirlerinin aynası gibi sürüleşmişler. Hissiz, tepkisiz, mimikleri alınmış yüzlerle dolaşıyorlar. Bir kez verilen bir şanstır yaşam. Bir başkası için değil kendimiz için yaşamalıyız. Rolleri bırakalım oyuncular oynasın. Kendimiz olmanın nesi kötü. Duygularından utanmamalı insan; ağlamak, sevmek, çekingen olmak; bizi biz yapan hangi duygu varsa kabullenmeli ve kendimizi olduğumuz gibi sevebilmeliyiz. Bu çok önemlidir. Kendinizi sevmezseniz kimse sizi sevilmeye layık bulmaz! Siz de kimseyi sevemezsiniz…

En bilge kişi bilmediğini bilen kişidir demiş bir düşünür. Bu kişiler öğrenmeye devam ediyor ki ben de onlardan biriyim. Ne yazık ki en çok insana yaşadığı acılar öğretiyor. Son zamanlarda çokça öğrendim. Pek memnunum.

Gözlemlediğimizde, genel olarak Anadolu insanı daha saf, güvenilir, vicdanlı ve acıyandır. Batı’da durum değişir. En pamuk kalpli insanı getirin yaşasın; yaptığı bir kaç saflık ardından onun da gözlerine roller, çakallıklar oturuverecektir. Piyasaya baktığımızda belki de yüzlerce dizi var. Neden oyuncu bulmakta zorlanmıyorlar? Çünkü şehir insanı rol yapmaya alışmıştır. Hatta uzmanlaşmıştır bir çoğu; yaşarken eğitimlerini tamamlamışlardır. Buna ben doğal yetenek diyorum.

PerdeDireniyor bazı insanlar, belki izlediği filmlerdeki iyi karakterleri örneklemek istiyorlar. “İyiler her zaman kazanır”, “herşey çok güzel olacak” deyip umut etmekten yılmıyorlar. İnanın bu imkansızdır, mucizedir umudedilen… Hayat bize hangi rolü uygun görürse onu oynuyoruz. Figüran oluyoruz, başrol oluyoruz. Bazen de sorumluluklardan, acı gerçeklerden kaçmak için rol deyip gerçeği oynuyoruz. Gerçekle sahte o kadar içiçe ki kendi düşüncelerimizden bile emin olamıyoruz.

Hayat çok zor ve karışık. Zor olması pek de mühim değil de; bu kadar anlaşılmaz olmasa çözüm daha kolay bulunurdu. Tabi hala çözüm isteniyorsa…

Sonbahar’dan mıdır bilinmez ben doğası kadar içten Rize’mi özledim yine. ;)

Vildan Tandoğan