Profesyonel Yaşamda Duygular

Profesyonel Yaşamda DuygularKonuşarak anlatamadığım şeyler vardı kelimeler dilimden çıkarken gözyaşlarımda boğuluyordu sanki! Anlatmak istediklerim bir cümle olamazken süzülüyordu gözlerimden, sesimden…

Ve insan en çok da yanlış anlaşılmaktan mı korkuyordu?

Sözler davranışların yanında ne kadar etkili olabilirdi anlatılması zor olan şey neydi, duygular mı, düşünceler mi, yoksa davranışların halleri mi? Bilmiyorum ama eğer bir duyguyu yoğun yaşıyorsanız ve bu duyguyu anlatacak kelimelerin çokluğu yetmiyorsa yetmediği için de gözyaşlarınız kelimelere el koyuyorsa yapabileceğiniz bir şey kalmıyor demektir.

Profesyonelce düşünmek, amatörce yaşamak mı dersiniz? Davranışların, duyguların daha akılcı bir şekilde açığa vurması insanın gerçek hislerinde ne kadar etkili olabilir ki? Ya akılcı bir şekilde yaşamak ya da duyguların davranışlara dökülme hallerini göze almak, hangisinin doğru olacağını ancak o an dediğimiz “an”da belirleyebiliriz; ya karşımızdaki insanın bizi algılayışı, işte yanlış anlaşılmak korkusunun en yoğun hissini yaşama durumudur. Siz anlatmak istediklerinizi anlatamazsınız ve profesyonel bir yaşamda amatörce bir eyleme düşmüş olursunuz, o anda benim hissettiğim tek şey ise; profesyonellik değil, duygularımın, karşımdaki insana olan değerin ve sevginin daha profesyonel oluşudur.

Evet, akılcı bir şekilde düşünebilirsiniz, olması gereken şey de budur, yaşadığımız dünya profesyonellik gerektirir, kurallar içerir kurallara uygun eylemler gerçekleştirmek gerekir. Duygulara hislere yer yoktur. Eğer duygular aklınızı bastırıyorsa bu sizin için tehlikelidir çünkü güçsüz denilir.

Hâlbuki yapılacak her şey duygu gerektirir, sevgi içerir, “değer” yapılan eylemi güçlendirir. Üstelik karşınızdaki insana olan sevginiz, değeriniz, “idol” olarak tasvir etmenize sebep oluyorsa, aslında içinde ne kadar profesyonellik yarattığını da görmek gerekir.

Sonuç olarak; yaşamda doğru orantıyı bulmak gerekir. Tamamıyla duyguları örtbas etmek sizi güçlü yapar ancak hissiz bir yaşam sunar, tam tersi olan duygularsa sizi fazla duygusal yapacağından dolayı yaşanılan şeylerde gerçeklikleri görmekte eksiklikler yaratır!

***

Kısa kısa…

Toms diye bir ayakkabı markası var, duymuşsunuzdur. Bu ayakkabılar sosyal hizmet projesi kapsamında üretilmektedir. Satın alınan her ayakkabı için bir tane de alanın adına yoksul çocuklara verilir. Belgeselini izledikten sonra ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Böyle bir sosyal hizmet projesinin her üretici firmaya örnek olması ve dünyanın dört bir tarafına yayılarak yoksul çocukların ayaklarında yer alması gerçek bir sorumluluk bilincidir.

***

“Son Ada” Zülfü Livaneli’nin muhteşem bir romanıdır. Bakir olan bir ada düşünün ve sonrasını…

42. baskısında olan bu romanı okumanızı tavsiye ederim. Geçmiş zamanın şimdiki zamanı nasıl takip ettiğini, bir ağacın sadece bir ağaç olmadığını ve daha birçok şeyi Son Ada’da anlayacaksınız.

Ece Çekiç