Sosyal Medya SOS’u
Sosyal medya iyice gelişti. Hatta tarihte hiç olmadığı kadar ilerledi.
Eskiden geleneksel reklamlar yapılırdı. Niş kanallar pek denenmezdi. Maliyet optimizasyonu bakımından bir sıkıntısı vardı. Kişi başı ulaşım maliyeti daha fazlaydı, ya da öyle algılanıyordu. Dolayısıyla interaktivite de pek önemsenmezdi. İnternet alternatif mecralar içinde en alternatifiydi. “Önce bir mass medyayı halledelim sonra sıra internete gelir” denirdi. İnternete verilen tek şey ise küçük bannerlerden öteye geçemezdi. Ama artık değişti.
Sosyal medya türedi, gelişti ve bulaşıcı bir hal aldı.
Facebook öncesinde pazarlama aklı yüksek girişimci gençlik örnek model alınabilecek birçok site girişimi gerçekleştirdi. İnsanlar birbirlerine sevgili bulmadan öte bir şey yapamıyordu. En fazla banner veriliyordu ki o da uzun sürmedi. Ya siteler kapandı ya da yeni trendler karşısında geri kaldı.
Facebook’tan öncesi de var. Bloglar!
Bir dönemin pek rağbet edilmeyen gelişimiydi blog tutmak. Herkesin var benim neden olsun ki, dendi. Ama gelişimin bu kadar büyük olabileceği tahmin bile edilmedi. Herkes artık bir blogger, bir yazar, bir sosyal medya kullanıcısı, bir interaktif mecra düşkünü.
Bloggerlar arttı peki bu ne sağladı?
Herkesin özgür olacağı ve fikirlerini ifade edebileceği bir alanı oluştu. Kimse kimseye hesap vermeden yazdı. Hobisini, ilgi alanını ve projelerini paylaştı. Güzel de yaptı. Artık gazeteler değil bloglar okunuyor. Artık bloglar da bitti bitiyor. Sosyal medya kanallarında akan feedler takip ediliyor.
Birbirini besleyen etkenler. Bloglar bu kadar gelişmeseydi, sosyal medya bu kadar gelişmezdi. Sosyal medya bu kadar gelişmeseydi, insanlar bu kadar özgürlükçü olmazdı, insanlar bu kadar özgürlükçü olmasaydı sistem kendini yenilemezdi.
Gelişim yine bizim elimizde. Facebook, FriendFeed, Twitter ve daha birçoğunu yaratılan ihtiyaçlar belirledi. Belirlemeye de devam edecek.
Sisteme dahil olmak için geç kalmayın. Katılan kazanır.
Mart 2010
