349 okunma
ana sayfa > Konuk Yazar > Soylu Prensim

Soylu Prensim

Pazartesi, 01 Kas 2010

elal02Binlerce ruh öldürdüm tek bedende. Ama senin kadar baÅŸarılı olamadım karanlık prensim. Sentinus’un umut kokan elleriyle okÅŸadığı, küçük narin çocuk ruhumu öldürdün sen. Sonra ne mi oldu? Tek tek karşıma dikildi güçlerini tanımadığım insanların Tanrıları. O vakittir ki dizelerim doÄŸdu, küllerinden doÄŸan Phoenix benzeri. Yine de Tanrıları indiremedim gökyüzünden senin gibi.

Mum ve kil kokan sayfalarımı karalıyorum durmadan. Sonsuza dek zarar görmeden ayakta kalacak gibi görünen maun yazı masamın başından ayrılmıyorum. BulunduÄŸun devrin gözde kadınlarından mı sandın beni? Ne cehalet. Soylu prensim…

Bugün karanlık sokağından inerken, evimin yolunun üzerinde, kulağım misafir oldu bir diyaloga. Birinin sesi paslıydı, çatlak kuru toprak gibi çatal çataldı. Diyordu ki “Kaybedenlere ‘Ruh’unu geri verir onlar. Åžifacı Åžamanlar.” Ve bir diÄŸer solgun ses karşılık veriyordu “Hangi dünyalara yolculuk yapar da bunlar, getirirler kaybolan yaÅŸama sevincini zavallı bedenlere?” Ve yine çatlak ses söylüyordu: “Üst dünyalara uçar, alt dünyalara sızar onlar.”

Siyah prensim anladım ki bulmalıyım Sentinus’un dokunduÄŸu çocuk ruhumu. Bir ÅŸansım olmalı bu Åžaman denilen deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ bilinçle. Ama korkuyorum bu yolculuktan. Sesini duyduklarım Hekate’nin nihai çözümler sunan ikiyüzlü cadıları mıydı yoksa? Yine de koyulmalıyım yola. Tamamen kaybetmeden, aynı anda hem hüzün hem sevinç kokan çocuk ruhumu.

Hatırlıyor musun onu? Åžen ezgileriyle doluydu kulakları ve ÅŸiir gibi ÅŸakıyarak konuÅŸurdu. Gözleri pırıl pırıldı geceleyin hiç sönmeden yanan, gökyüzünde asılı Polaris gibiydi gözleri. Nice yorgun gemici onun gözlerine bakınca bulurdu evine giden yolunu sanki…

Ah Hades’in kılıcını taşıyan Tanrı prensim! Tek hamlesiyle ateÅŸin kızarttığı demirlerinde dövülmüş soÄŸuk pırıltının; tek hamlesiyle ellerinde taşıdığın o ilahi bakışlarını yansıtan kılıcının. Nasıl da söndürdün parlaklığını onun. Aldın ya canını, kanattın kalbini etiyle ve kızıl kanıyla insan olan yanımın. Tabi ya! Ruhu deÄŸil midir insanın bedeninde kanını coÅŸkun kılan? Ruhum öldü, bedenimde akan ise Set dedikleri Typhon’un yakan kumları.

Ne farkım kaldı Kıbrıslı Pygmalion’un elleriyle ÅŸekillendirdiÄŸi cansız ve hareketsiz Galetea’dan. Üstelik Tanrı’lara ruhumu bahÅŸetmeleri için yakaran bir beden de yok. Hangi Afrodit duysun olmayan yakarışları?

Gecelerin ışığını taşıyan prensim. Benden aldığını arayabilmek için Ceres’in meÅŸalelerine sahip olmalıyım. Bu gücü kendimde bulmalıyım. Akıl ve sezgi birlikte çalışırsa eÄŸer… Ancak o zaman bir ÅŸansım olur bu arayışı sonlandıracak, saçların gibi kara olan hikayemde.

Çocuk ruhumla karşılayacağım seni bir sonraki seferde… En gülen gözlerimle bakacağım sana. Ve göremeyeceksin kendi izini hiç bir yerimde. İşte o zaman anlayacaksın Tanrı Prensim.
Acıtamaz beni, ilahi güçlerin bile, ben izin vermedikçe…

[Tablo: Nancy Mueller - Seated Woman]

Elif Alptekin

Categories: Konuk Yazar Tags:
BeÄŸenmedimBeÄŸendim (+2 puan, 2 oy)
Loading ... Loading ...
yorumlar kapalı.