Sürüklenen Yaşama Bakarken Sürükleniyorum

Sürüklenen Yaşama Bakarken SürükleniyorumYaşam mı sürükleniyordu ansızın, içten içe…
Bakışlar görür gibiyim; öyle donuk, öyle lanet, öyle soğuk ve çıkarcı.
Sürüklenen yaşam bizi de mi alıp sürüklüyordu yoksa.
Kendimle çelişip duruyorum bir an ve o an insan kendiyle yüzleşiyor işte. Yüzleşiyorum.
Bakıyorum.
Aynada siluetim, karanlık bir beden.
Ben kimim, sen kimsin diyorum.
Cevap gelmiyor; bağırıyorum tekrar “kimsin, kim” diye.
Kocaman bir boşluk.
İşte o boşluğa düştün mü, yok olur tutunacak dalların artık.
Suçlu sen değilsin bu durumda.
Kendini yok etmeye çalışana kadar, içindeki çelişkiyi yok etmeli insan.
O illet, hastalıklı kelimeyi kaldırmak gerek ortadan.
Artık karar vakti.
Karar vermenin tam vakti mi acaba der gibi yüzlerdeki ifadeler.
Devamı gelen çelişkili konuşmalar.
Acabalar sarmış virüs gibi tüm beyinleri.
Daha devam etsin bu çelişkiler, kararsızlıklar.
Sürüklenmeye devam o zaman;
Yaşama bakarken sürüklenmeye devam.

Sema Kahveci