Sustum…

Ulaşamadığım bir aşkın koynundan çıktım
Yara bere içinde
Soluk soluğa
Sessiz çığlıklar atarak
Ve her nefes alıp verişimde
İçimde kanayan yaralarım daha da kanarken
Ben sustum…

Binlerce cümle birikmişken dilimin ucunda
Karşıma geçmiş anlatırken bana sebeplerini
Üzgün olduğunu söylerken sen
Tırnaklarımı etime batırıp
Ben sustum…

Bir damla gözyaşı akmadı gözümden
Yıkılıp giderken hayallerim
Ve aşka dair ümitlerim
Ben sadece sustum…

Bana konuşmayı öğrettin oysaki
Hem de yüreğimle
İçimdekilerle barıştırdın
Çekip çıkardın karanlıklardan
Hayatın güzel tarafını gösterdin
Kaybolmuşken kendi içimde
Kaybolmuşken cümlelerimde
Sen geldin
Kurtarıcı meleğimdin…

Ben seni değil bana sevdirdiklerini sevdim
Ruhuma dokunuşlarını
Hayallerimi süslemeni sevdim
Sana dokunmayı değil
Bakmayı ya da düşlemeyi değil
Varoluşunu sevdim…

Şimdi susuyorum
Seni kaybetmeyi ben seçiyorum
Sen kendine göre sebeplerinle
Birkaç günlük ömrüne kendi yalnızlığını sığdırarak
Kırmamak uğruna kimseleri
Sessizce kendi Kendine
Her hayattan bir parça alarak
Kendini mutlu sayarak
Bitişini izle her şeyin

Ben sadece susuyorum
Duymak isteyeceğin birkaç cümle için
Sen her gün çıldırırken…

Kezban Şahin