Bilinmeyen Yönleri ile Piramitler

Bilinmeyen Yönleri ile PiramitlerPiramitler, şekil ve yapı itibari ile asırlar boyunca ilgi odağı olmuştur. Çoğu zaman tarih merakı, çoğu zamansa firavun efsaneleri nedeniyle binlerce turist, akın akın piramitleri ziyaret etmektedir. Peki, bu eşsiz yapıları bu kadar gizemli kılan nedir?

Piramitler, tepesi sivri bir biçimde birleştirilmiş üçgenlerden oluşan bir şekildir. İsmin Grekçe’de ki manası, “merkezdeki ateş”tir. Dünyanın çeşitli yerlerinde bu tarz şekillere rastlanılmasına rağmen, en popüler olanları Mısır’dadır. Belki de bu popülerliğin nedeni, sayıca fazla olmalarıdır. Nitekim Mısır’da, 100’den fazla piramit olduğu bilinmektedir ve bunların hepsi, firavunların mezarları için inşa edilmiştir. Okumaya devam et “Bilinmeyen Yönleri ile Piramitler”

Çünkü… Mesafe!

Çünkü… Mesafe!Ne kayıplar veriyoruz hayatımıza! İnsan olmayı denerken daha fazla yabancılaşıyoruz, önce kendimize sonra herkese “sadece mesafe” oluyoruz. Bir iki adım ilerimize nasıl da yabancı kalıyoruz. Bir kaç kelimemiz var onun dışında kalanlar “oyun bozanlar”. Söylemeye cesaretimizin olmayışından hep oyunun dışında bırakıldılar! Hep bir mesafe var gidişimizde kendi karavanımız bu belki de… Nasıl bir karavan ki bu “içimiz dışımıza mesafe” duraklarımız hiç beklemeyenlerin yerine beklemekte… Okumaya devam et “Çünkü… Mesafe!”

Yaşadığını Hissetmen İçin Yapman Gerekenler

Yaşadığını Hissetmen İçin Yapman GerekenlerBu başlığı atmadan önce kendimi bu konuda sorguladığımı hissettim. Ben kendim için ne yapıyorum? Mutlu muyum? Bu sabah uyanırken nasıl bir ruh haliyle uyandım? Neden insan her güne kendini mutlu edebilecek bir şey bulmaktan yoksundur? Bunu başarabilmek cidden bizim elimizde mi yoksa biz insanlar dış etkenler yüzünden mi sadece mutlu olur ya da üzülürüz?… Bu sorular kendinizi sorgulamaya başladığınız zaman bitip tükenmiyor. Onun için ben de diyorum ki biraz kendimize vakit ayıralım. Okumaya devam et “Yaşadığını Hissetmen İçin Yapman Gerekenler”

Eksik Nisan

Her bahar bir düş aslında… Bazen hiç uyanmak istemediğimiz güzel bir rüya, bazense hatırlamaktan bile korktuğumuz bir kabus olur… Hani bahar gelince insanın içi kıpır kıpır olur ya, yeniden başlayacakmış gibi herşey… Hüzün kaplar benim içimi her bahar… Nisan yalancı bahardır bana… Mucizeleriyle parlayan güneşi, kara bulutlar örtüverir bir anda… Gökyüzü hıçkırıklara boğularak ağlar… Diner elbet gözyaşları ama, her çekilen acıda hep eksilir ya biraz insan… Eksilir durur benim Nisan’ım da… Diriliş olduğu kadar ölümdür bende bahar… Nisan vedadır… Soğuk, karanlık günlere değil sadece; anılara, kaybettiklerine… Anneannemle dedemi bir 23 Nisan’da trafik kazasında, bir anlamda annemi 7 Nisan’da, on iki yıl kendi yavrum gibi baktığım köpeğimi 6 Nisan’da, kendimi de 8Nisan’da kaybettim… 23’ü, 6’sı, 7’si, 8’i derken, eksik kaldı benim Nisan’ım… Okumaya devam et “Eksik Nisan”