Güz

GüzUyandığında havanın alacakaranlığının yaşattığı griliğe hemen alışamadı gözleri. Neredeydi, saat kaçtı? Kolundaki saate baktığında akrep en aşağıda, yelkovan ise en tepedeydi. Hafif bir sersemlik ile gözlerini ovuşturdu. Peki ama gündüz mü yoksa gece miydi şuan?

Olduğu odanın aralık kalmış camından ince ince üşüten bir esinti geliyordu. Bir de çocukluğuna dair anımsadığı, duyduğunda kendini hep iyi hissettiren, kumruların gu-guuk-çuk seslerini işitmek mümkündü. Rüzgarın esintisiyle birlikte sonbaharın serinliği kuru ağaç yaprakları arasından geçerek kuş seslerine eşlik ediyordu. Okumaya devam et “Güz”

Sevginin 3 Türü

Sevginin 3 TürüBaşucu kitaplarını romanlara göre oldum olası daha çok severim. Çünkü ne kadar çok okursanız okuyun; içinde her daim öğrenilecek yeni bilgiler bulundurur ve okuduğunuz her defa kalbinizde, aklınızda yeni kapılar açar.

Dün gece de tam bu düşüncelerle başucu kitaplarımı bir kez daha gözden geçirmeye karar verdim. Elime uzun zaman önce okuduğum Sibel Yolak’ın “Mutlu Olmanın Yolları” adlı kitabı geçti. Bir-iki sayfa göz gezdireyim derken, kendimi kitabın yarısına gelmiş halde buldum. Bunun nedeni ise, okuduğum ilginç bir başlık oldu aslında. Sevginin 3 türü… Okumaya devam et “Sevginin 3 Türü”

Bize Bir Şey Olmaz (mı)!

Bize Bir Şey Olmaz (mı)!Biz kediler 9 canlıyız! Herkes biliyor… İnanmazsanız şu fotoğraftaki pillere bakın!

İşin aslı kıvrağız, yükseklerden düşerken hayal bile edemeyeceğiniz hareketler yapar, çoğunlukla da dört ayak üstüne düşeriz. Bu hareketin ismi bile var: Kedi Düzeltme Refleksi. Nasıl oluyor, merak eden aşağıdaki filmi izleyip, görebilir.

Okumaya devam et “Bize Bir Şey Olmaz (mı)!”