Bir Fincan Hayat

Bir Fincan HayatŞuan Alsancak’tayım, yarı kurşun yarı dolma kalemimle başladım yazmaya…

Ah dalgınlığım! Ben ve o meşhur dalgınlığım; belki de bu satırları yazmama sebep olan dalgınlığım demeliyim.

Aşık olduğum şehirdeyim, Gündoğdu Meydanı’nda belki de daha önce adını bile anmadığım bir kafede, fazlasıyla pahalı olan kahvemin ağzımda bıraktığı hafif acı, bir o kadar da çekici tadını aşka benzetmiş olmamın burukluğu ile oturuyorum.

Okumaya devam et “Bir Fincan Hayat”

Bergamotlu Çay

Bergamotlu ÇayHer gün dükkânının önünden geçerdim bir baykuş gibi. Ne o beni fark ederdi, ne de ben onu. İşim düştü bir gün onun yeteneğine. Elimde bir poşet pantolon, gitmişken tüm ailenin işi görülsün diye ne var ne yok almıştım yanıma. “Selam ün Aleyküm dayı” diyerek girdim dükkâna. Ütünün kumaşa değdiğinde çıkarttığı buhar duvarlara sinmişti. Nihat Efendi rahatsız olmuş bir şekilde “Dayın olmak için hiçbir zahmete girişmedim, evlat!” dedi. Sohbet etmeye üşendiğim için sesimi çıkarmadan poşeti uzattım. “Ne zamana hazır olur?” dedim. “Otur, hemen yapayım” dedi.

Okumaya devam et “Bergamotlu Çay”

Parlayan Yıldız ve Deniz Kızı

Parlayan Yıldız ve Deniz KızıDalgaların sesinde uyumak huzur veriyordu bana, kıyıya vuran her dalga bir kötülüğü götürüyordu sanki bu dünyadan. Deniz tüm kötülükleri teker teker içine çekerek yok ediyordu. Derin derin nefes almaya başladım. Denizin kokusunu içime çekmek, içim denizle dolarak uyumak, ah ne kadar da güzel olacaktı. Bir türlü uyku alemine geçiş yapamıyordum, tam midemle göğüs kafesimin arasında bir hareketlilik vardı. Belki heyecandı bu, heyecanlanmam için hiçbir sebep yoktu halbuki, hani derler ya; içimde kelebekler uçuyormuş gibi hissediyordum kendimi. Gece ve deniz mi beni başka alemlere götürüyordu? Nasıl da ışıl ışıl dalgalar, gecenin karanlığında bile parlıyorlar, yıldızlar aydan aldığı ışığı bana yansıtıyor sanki.

Okumaya devam et “Parlayan Yıldız ve Deniz Kızı”