Bir Fincan Hayat

Bir Fincan HayatŞuan Alsancak’tayım, yarı kurşun yarı dolma kalemimle başladım yazmaya…

Ah dalgınlığım! Ben ve o meşhur dalgınlığım; belki de bu satırları yazmama sebep olan dalgınlığım demeliyim.

Aşık olduğum şehirdeyim, Gündoğdu Meydanı’nda belki de daha önce adını bile anmadığım bir kafede, fazlasıyla pahalı olan kahvemin ağzımda bıraktığı hafif acı, bir o kadar da çekici tadını aşka benzetmiş olmamın burukluğu ile oturuyorum.

Okumaya devam et “Bir Fincan Hayat”

Bergamotlu Çay

Bergamotlu ÇayHer gün dükkânının önünden geçerdim bir baykuş gibi. Ne o beni fark ederdi, ne de ben onu. İşim düştü bir gün onun yeteneğine. Elimde bir poşet pantolon, gitmişken tüm ailenin işi görülsün diye ne var ne yok almıştım yanıma. “Selam ün Aleyküm dayı” diyerek girdim dükkâna. Ütünün kumaşa değdiğinde çıkarttığı buhar duvarlara sinmişti. Nihat Efendi rahatsız olmuş bir şekilde “Dayın olmak için hiçbir zahmete girişmedim, evlat!” dedi. Sohbet etmeye üşendiğim için sesimi çıkarmadan poşeti uzattım. “Ne zamana hazır olur?” dedim. “Otur, hemen yapayım” dedi.

Okumaya devam et “Bergamotlu Çay”